zümreleri de el-Mazihin ve el-Müdeybir’e yerleştirdi. Diyar
Mudar’ın bütün bölgelerinde aynı şeyi yaptı; Rebîa kabilesi
mensuplarını da kendi yurtlarına aynı şekilde yerleştirdi.
Ayrıca
şehirleri, köyleri ve silah yerlerini koruyacak ve muhafaza
edecek
maaşlı kimseleri görevlendirdi; onlara valilerini tayin
etti”38.
el-Cezîre’deki Arap varlığının eski çağlara kadar dayandığı
bilinmektedir. Araplar yüzyıllar boyunca çeşitli sebeplerle
güneyden, Hicaz yarımadasından kuzeye Fırat ve Dicle
nehirleri
arasındaki topraklara göç etmişlerdir. Bu göçlerden en
büyüğü ise
İslâm fetih dalgalarının gelmesinden yaklaşık bir asır kadar
önce,
Bahreyn ve Yemame bölgesinde meskûn Adnanî kabilelerinden
Rebîa ve Mudar’a bağlı aşiret guruplarınca
gerçekleştirilmiştir. Bu
aşiretler İslâm öncesi Sasani yönetimi altında daha ziyade
güneyde
Basra ve Kufe bölgelerinde yaşarken, İslâm öncesinden
başlayarak
fetihlerle birlikte kuzeye, Yukarı Mezopotamya’ya yayılıp
buraları
kendilerine yurt edinmişlerdir. İşte İslâm’ın zuhurundan
hemen
önce başlayan ve fetihlerle de hızlanarak devam eden kabile
göçleri neticesinde el-Cezire, bir süre sonra bu aşiretlerin
yerleşim
bölgelerini gösteren ve yine bu aşiretlere nispet edilen
Diyâr-ı
Rebîa ve Diyâr-ı Mudar adında iki idari mıntıkaya ayrılır.
Bunlardan Diyar-ı Rebia, merkezi Nusaybin olan ve Sincar,
Re’su’l-Ayn, Beled, Dara, Habur, Ceziret İbn Ömer, Mardin,
Amid, Meyyâfârikîn ve Erzen şehirlerine şamil iken, Diyar-ı
38 Belâzurî, s. 255-256.
Makalelerle Mardin
122
Mudar’da merkezi Harran olan ve Urfa, Rakka ve Suruç’u
kapsayan bir bölgeyi ifade etmektedir39.
Öte yandan IX. yüzyıla gelindiğinde ise Rebi’dan sayılan
Bekr b. Vail kabilesine mensup muhtelif guruplar, Yukarı
Dicle
havzasında daha fazla yayıldılar ve kırsal kesim dışında
fethedilen
şehir, kasaba ve kalelere de yerleşmeye başladılar. Hatta bu
yoğunlaşmanın neticesi olarak bir süre sonra Bekrî
Arapları’nın
ekseriyetini teşkil eden Şeybân kabilesine mensup
aşiretlerin reisi
Ebu Musa İsa b. Şeyh, Abbasi halifesi el-Mu’temid’e isyan
ettikten
sonra Amid’i merkez edinerek Meyyâfârikîn ile Mardin’i de
içine
alan bölgede otuz yıl süren (256–286/869-899) bağımsız bir
emirlik dahi kurmuştu. Bu gelişmelerden sonra Bekr
kabilesinin
işgal ettiği bu yerler, kabilenin mensup olduğu Rebîa
reisinin
yurtlarından ayrılarak, Bekri aşiretlerin yurdu anlamına
gelen
Biladu Bekr veya Diyâr-ı Bekr isminde ayrı müstakil bir
idari birim
haline getirildi. Bu yeni idari bölgenin merkezi şehri Amid
olur
iken diğer şehirleri ise; Meyyâfârikîn, Erzen, Mardin, Hısn
Keyfa
ve Siirt dir. Buradan da tarihi coğrafyasını incelemeye
çalıştığımız
Tur Abdin’in Diyar-ı Bekr içerisinde sayıldığı
anlaşılmaktadır.
Nitekim bu konuda elimizdeki en erken tarihli kaynak IX.
coğrafyacılarından el-Hemdanî olup müellif, Diyar-ı Bekr’in
güney
sınırının Tur Abdin’den başladığını belirterek buranın Bekri
aşiret
guruplarından Şeybaniler’e ait olduğunu söylemek suretiyle
bu
durumu teyit etmektedir40. Böylece X. yüzyıldan itibaren
el-Cezire;
Diyâr-ı Rebîa, Diyâr-ı Mudar ve Diyâr-ı Bekr mıntıkalarından
müteşekkil bir bölgenin adı olmuştur ki bu durum ortaçağın
sonuna
kadar devam edecektir41. (Bk. Harita 4)
39 M. Canard, Historie de la Dynastie des H’amdanides de
Jazîra et de
Syrie, Paris 1953, I, s. 77; a. mlf., “al-Djazira”, EI2 , II,
s. 536-537; Le
Strange, s. 84.
40 el-Hemdânî, Kitâbü sıfati Cezîretü’l-Arab, (nşr. F.
Sezgin), Frankfurt
1993, s. 246-247; ayrıca bu konuda geniş bilgi için bk.
Adnan Çevik, XIXIII.
Yüzyıllarda Diyar-ı Bekr Bölgesi Tarihi, MÜTAE., Basılmamış
Doktora Tezi, İstanbul 2002.
41 Makdisî, s. 122; Ebu’l-Fida, s. 273; Yâkût, II, s.
561-562; İbn Şeddâd,
el-Alâku’l-hatira fi zikri ümerâ’i-Şam ve’l-Cezire, III/I, (nşr.
Y. Abbare),
Dımaşk 1978, s. 4-5; Kalkaşandî, Subhu’l-a’şâ fi sınâ’ati’l-inşâ’,
IV,
Kahire 1910, s. 314;
Tarih-Coğrafya
123
IX. yüzyılın sonlarından itibaren bölgenin tarihi, Hariciler
ve
özellikle de Bizans’la yaptıkları mücadelelerde öne çıkan
Hamdanoğulları(905–1004)’na bağlıdır. Tur Abdin’in güneyinde
uzanan düzlüklerde yaşayan büyük Arap aşiretlerinden
Tağliboğulları’na mensup bir hanedan olan Hamdaniler, Halep
ve
Musul merkezli emirlikler kurarak bir asra yakın bir süre
neredeyse
el-Cezîre’nin tek hâkimi olmuşlardır42. Bu döneme ilişkin
olmak
üzere Tur Abdin’in tarihi coğrafyasına dair fazlaca bir
bilgiye
sahip değiliz. Ancak güney hududunda bulunan Hatem Tay
kalesinin bu sırada yeniden inşa edilerek Heysem Kalesi
adını
aldığını biliyoruz43. Bu isim muhtemelen kaleyi inşa
eden/ettirene
izafeten verilmiş olmalıdır. Öte yandan bu dönemde bilhassa
Mardin ve Meyyâfârikîn önemli gelişme kaydeden iki mevki
olarak dikkat çeker. Bunlardan Tur Abdin’i de ilgilendirmesi
açısından Mardin, Musul ve Halep arasındaki bağlantıyı
sağlayan
konumuyla, stratejik bir öneme haizdir. Nitekim günümüze
kadar
varlığını devam ettiren meşhur Mardin kalesi bu dönemde inşa
edilmiştir44. Hamdaniler’in ardından Tur Abdin, Meyyâfârikîn
merkez olmak üzere Diyâr-ı Bekr bölgesinde yaklaşık bir asır
(984–1085) hakimiyet sürecek olan Mervaniler’in eline geçer.
Mervanoğulları Sünni bir İslâm emirliği olup hanedanın
temellerini
el-Cezîre’nin kuzeydoğu hududundaki dağlık bölgelerde
yaşayan
Harbuhti Kürtlerinden Bad lakaplı Ebû Şûca Abdullah Hüseyin
atmıştır. Bu dönemde Tur Abdin, Mervanoğulları ile Nusaybin
ve
Ceziret İbn Ömer’den Musul’a kadar uzanan toprakların yeni
hâkimi bir başka Arap aşireti Şii Ukayloğulları (990–1096)
arasında tampon bölge vazifesi görmektedir. Hatta XII.
yüzyıl
müelliflerinden Silvanlı İbnü’l Ezrak’ın ifadelerinden, iki
emirlik
arasındaki sınırın Midyat’ın güneyindeki Subaşı mevkiinden
başladığı anlaşılmaktadır ki aynı müellif burada Balûsâ
adında bir
sınır kalesinden de bahsetmektedir45.
42 Bu hanedan hakkında geniş bilgi için bk. M. Canard, a.g.e.;
M.
Sobernheim, “Hamdaniler”, İA, V/I, s. 179-182.
43 Mor Ignatiyos I. Afrem, a.g.e., s. 15.
44 İbn Havkal, Kitabu Sûretü’l Arz, (nşr. M. J. de Goeje),
Beyrut ts, s. 214.
45 İbnü’l-Ezrak, Târîhu Meyyâfârikîn ve Amid, (Mervaniler
kısmının
neşri: B.A. Avad, Tarihu’l-Fârikî ed-Devletil-Mervaniye),
Kahire 1959, s.
211.
Makalelerle Mardin
124
XI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise, Tur Abdin’in de
içerisinde yer aldığı Diyar-ı Bekr bölgesine yeni ve dinamik
bir
unsur olarak Türkler girmeye başlamış; bu tarihten itibaren
bölge
siyasetinin belirleyici ana unsuru Türkler ve kurdukları
siyasi
yönetimler olmuştur. Bu süreci başlatan gelişmeler XI.
yüzyılın
ortalarına doğru Horasan’da meydana gelen yeni siyasi
oluşumlar
ile akabinde değişen güç dengeleri ve bu bağlamda
Selçuklular’ın
ortaya çıkışıyla doğrudan ilgilidir. Aslında bu ilgi sadece
Diyâr-ı
Bekr bölgesiyle de sınırlı kalmayıp etkisini günümüze kadar
devam
ettirecek önemli sonuçları da beraberinde getirecektir ki
bunlardan
en önemlisi hiç kuşkusuz dünya tarihine de tesir edecek olan
Anadolu’nun Türk vatanı olma sürecidir. Diyâr-ı Bekr
bölgesini
Türk gerçeğiyle karşı karşıya getiren ilk gelişme olarak;
Irak
Oğuzları adını taşıyan Türkmen gurupların 433/1041–1042
yılında
başlayıp üç yıl süreyle devam eden ve bu süre zarfında
Diyâr-ı
Bekr’den Musul’a kadar uzanan istila hareketlerini
görmekteyiz.
Dönemin müellifleri tarafından itaatsiz zümreler olarak
vasıflandırılan bu guruplar aslında Selçuklu hanedanına
bağlı
Türkmenler olup, XI. yüzyılın son çeyreğinde tamamlanacak
olan
Selçuklu fütuhatının da öncü kuvvetleri özelliğini taşırlar.
Nitekim
bu gelişmenin hemen ardından Tuğrul Bey’in şahsında Selçuklu
tabiiyetini tanıyan(1050) Diyr-ı Bekr, Melikşah döneminde
Mervanoğulları hâkimiyetine son verilmek suretiyle doğrudan
İmparatorluk topraklarına katılan bir bölge konumundadır.
1085
yılında Melikşah’ın emriyle Fahruddevle b. Cüheyr
komutasındaki
Selçuklu ordusu tarafından bir yıllık bir mücadelenin
ardından ele
geçirilen Diyar-ı Bekr, bu tarihten itibaren yoğun bir
Türkmen
göçüne sahne olur ki bunda Selçuklu ordusuna destek için
bölgeye
gelen Türkmen beylerinin rolü büyüktür. Çünkü bölgenin
Selçuklu
topraklarına dâhil edilmesinde önemli yararlılıklar gösteren
bu
beyler bir süre sonra Diyar-ı Bekr’in pek çok şehir, kasaba
ve
kalelerinin yönetimini ele geçirmişlerdir. Bilhassa
Melikşah’ın
1092 yılındaki ani ölümüyle başlayan kargaşa ortamından
istifade
ile hızlanan bu süreç, XII. yüzyılın başlarında Diyar-ı
Bekr’de irili
ufaklı pek çok Türkmen beyliğinin ortaya çıkmasıyla son
bulmuştur. Hiç kuşkusuz bunlar içerisinde bizim için en
önemlisi,
büyük Türkmen beyi Artuk’un oğulları tarafından kurulmuş
olup
Tarih-Coğrafya
125
Diyar-ı Bekr’in XI-XIII. yüzyıllar arası tarih ve kültürüne
damgasını vurmuş olan Artukoğulları Beyliğidir46.
Melikşah’ın ölümüyle Diyar-ı Bekr bölgesinde başlayan
Türmen beylikleri devrinin Tur Abdin’e yansıması üç asır
sürecek
olan Artuklu Beyliği hakimiyetidir(1102–1401). Bu durum Tûr
Abdin’in batı ve kuzey sınırlarında iki stratejik mevkii
konumunda
olan Mardin ve Hısn Keyfâ kalelerinin XII. yüzyıldan
itibaren birer
Artuklu başkenti olarak ortaya çıkmalarıyla ilgilidir.
Nitekim bu
dönemde Hısn’ı Keyfa, Tûr Abdin’i tam ortadan kuzey güney
doğrultusunda kat eden Musul ve Nusaybin’den gelip Erzen,
Bitlis
ve Ahlat’a giden yol üzerinde önemli bir merkez
konumundadır.
Ayrıca Tûr Abdin üzerindeki en eski yerleşim yerlerinden
biri olan
Savur da yine bu dönemde, Mardin ile Hısn Keyfâ’yı birbirine
bağlayan yol üzerindeki kavşak konumuyla gelişme kaydeden
bir
yerleşim yeri halindedir. Nitekim XIII. yüzyılın
coğrafyacılarından
Yakut el-Hamevi, kendi adıyla anılan ırmağın suladığı vadiye
hâkim dağın zirvesinde erişilmesi güç son derece muhkem bir
kale
olduğunu belirttiği Savur’un kale dışındaki güzel ve bakımlı
mahalleleri ile çarşılarına dikkat çekmektedir47. Bu malumat
dışında Savur hakkında pek fazla bir bilgiye sahip değiliz.
Artuklular’ın sonuna kadar genelde Mardin ile Hısn Keyfâ
emirlikleri arasında el değiştiren muhkem bir mevki olarak
varlığını devam ettirdiğini söyleyebiliriz. 1134 yılında
Hısn Keyfâ
Artuklular’ı idaresinde olan Savur bu tarihte Atabeg
Zengi’nin de
yardımıyla Mardin Artukluları’nın eline geçmiş ve XIV.
yüzyılın
sonuna kadar da büyük oranda Mardin’e bağlı bir idari birim
olarak
kalmıştır. XIII. yüzyıl coğrafyacılarından İbn Şeddâd’ın
Diyâr-ı
Bekr bölgesinin önemli kaleleri arasında saydığı Savur,
Akkoyunlu
46 Bu konuda geniş bilgi için bk. A. Çevik, a.g.t., s.
208-276; ayn. yaz.
“XII. Yüzyılda Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Bir Türkmen
Beyliği
Yınaloğulları”, Türkler, VI, Ankara 2002, s. 491-499;
“Selçuklular
Zamanda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Hüküm Sürmüş bir
Türkmen
Beyliği Dilmaçoğulları”, Türklük Araştırmaları Dergisi, XII,
İstanbul
2002, s. 115-162.
47 Yâkût, III, s. 493.
Makalelerle Mardin
126
döneminde(1401–1507) de adından söz edilen bir yerleşim
olarak
bilinir48.
Öte yandan Artuklu döneminde öne çıkan bir diğer Tur
Abdin yerleşimi ise bölgenin güney eteklerinde bulunan,
Nusaybin’in 20 km kuzeydoğusundaki M’arin dir. Bugün de aynı
adla bilinen M’arin kaynaklarda Macrin veya Macarra adıyla
da
anılmaktadır. Artuklu emirlerinin zaman zaman ikamette
ettikleri
anlaşılan Marin, XIV. yüzyılda en parlak devrini yaşamış
görünmektedir. Ancak aynı zamanda burası, Artuklular’ın
bölgedeki en güçlü rakibi olan Hısn Keyfa Eyyubileri’nin de
en
önemli saldırı hedeflerinden birisidir. Nitekim 1333 yılında
yağmalanan Marin, asrın sonlarına büyük oranda tahrip edilir
ve
muhtemelen bu yüzden de bir daha da toparlanamaz. Timur’un
1394 seferinde burada oturanların Mor Gabriyel(Kartmin)
manastırından sığınma talep etmelerine bakılırsa surlarla
çevrili
olmadığı anlaşılmaktadır49.
Bölgenin Artuklu döneminde faal olan kalelerine gelince;
hiç şüphesiz bunların başında Tur Abdin’e yönelik her türlü
akın
ve yağma hareketinde yöre halkının sığınağı haline dönüşmüş
olan
Heysem Kalesi gelmektedir. Heysem, Tûr Abdin’in en eski
kalelerinden biri olup bölgenin güney eteklerinde,
Nusaybin’in
yaklaşık 40 km kadar kuzeydoğusunda yüksek bir tepenin(Dibek
tepesi) zirvesinde Nusaybin-Cizre yoluna hâkim son derece
stratejik bir noktada kurulmuştur. Daha önce de
açıkladığımız
üzere kuruluşu IV. yüzyılın ilk yarısına kadar gitmekte olan
Heysem kalesi Roma imparatoru Konstantios tarafından bitip
tükenmek bilmeyen Sasani saldırılarına engel olmak
maksadıyla
Tûr Abdin üzerinde iki müstahkem mevkiden biri olarak (ilki
Hasankeyf’tir) İranlılarla sınırı oluşturan noktada inşa
ettirilmiştir.
Öte yandan Bizans İmparatoru Jüstinianus’un VI. yüzyıl
48 İbnü’l-Esîr, XII, s. 24; İbn Şeddâd, III/I, s. 251; III/II,
s. 492, 556; Ebu
Bekr-i Tihranî, Kitab-ı Diyarbekriyye, Çev., M. Öztürk,
Ankara 2001,
indeks; L. İlisch, Geschichte der Artuqidenherrschaft von
Mardin
zwischen Mamluken und Mongolen 1260-1410 A.D., Münster 1984,
s.
186-187; John E. Woods, 300 Yıllık Türk İmparatorluğu
Akkoyunlular,
Çev. Sibel Özbudun, İstanbul 1993.
49 L. İlisch, a.g.e., s. 210-211.
Tarih-Coğrafya
127
istihkâmlarından Rhabdios ile aynileştirilmektedir50. XII.
yüzyıl
boyunca Mardin ve Hısn Keyfâ Artuklu emirlikleri arasında
birkaç
el değiştirdiği anlaşılan Heysem Kalesi, 1170 yılında
Selâhaddîn
Eyyûbî tarafından bağlı amillikleriyle birlikte Hısn Keyfa
Artuklu
emiri Nureddin Muhammed b. Kara Arslan’a verilmişti51. XIII
yüzyıl müelliflerinden İbn Şeddâd’ın Diyar-ı Bekr kalelerini
sıraladığı listede de adı geçen Heysem kalesi52, Timur
tarafından
tahrip edilmesine rağmen XVI yüzyılda hala adından
bahsedilen
bir mevki konumundadır. Zira Şerefhan Bitlisi’nin
bildirdiğine
göre bu tarihte Heysem, Beşneviyye Kürtlerine ait kalelerden
olup
civarı ise gayri Müslim nüfus yoğunlukludur53. XX. asrın
başında
Tûr Abdin’deki kilise ve manastırları incelemek maksadıyla
bu
bölgeyi dolaşan Gertrud Bell, Kale’yi tepenin doruğunda,
eğimin
konturlarını izleyerek yapılmış çift sıra duvardan oluşan
bir
istihkam olarak tanımlamaktadır. İçerideki sur, iç kaleyi
teşkil
etmekte olup yazar, bu dönemde harabe halindeki kalenin
birkaç
kez yenilendiğini de belirtmektedir. Buna göre bunlardan
biri
Bizans dönemine tarihlenir iken diğeri burada bulunan
kitabeye
göre 630/1232-33 yılına aittir54. Yine bu dönemden kalma bir
başka kale ise Heysem Kalesi’nin batısında yer almakta olup
XIX.
yüzyıl haritalarında işaretli olan Hısn Cedid’dir. Burası
muhtemelen günümüzde Nusaybin’in 20 km kadar
kuzeydoğusundaki Marin’in karşısında yer alan Eskihisar
olmalıdır55. Kaynakların Tûr Abdin bölgesinde bulunduğu
50 G. Bell, Amurath to Amurath, London 1924, s. 307-308;
Procopius,
Buildings, VII, s. 125 n.2.
51 İbnü’l-Ezrak, Târîhu Meyyâfârikîn ve Amid, (Çev. A.
Savran,
Meyyfarikin ve Amid Tarihi –Artuklular Kısmı-, Erzurum
1991), s. 82;
Süryani Mihail, Süryani Mihail Vekayinamesi, II,
(yayınlanmamış Türkçe
trc. H. Andreasyan, TTK, kitaplığı), s. 132; İmadüddin
İsfahani, Barku’şŞâmî,
(neşr ve trc. R. Şeşen), İstanbul 1976, s. 293
52 İbn Şeddad, III/I, s. 249
53 Şerefhan Bitlisi, Şerefnâme, Çev. M. E. Bozarslan,
İstanbul 1970, s.
138; Ayrıca bazı hatalar olmakla birlikte söz konusu kalenin
Süryani
kaynaklarının gözünden XVI. yüzyılın sonuna kadarki tarihi
için bk. Mor
Ignatiyos I. Afrem, a.g.e., s. 15-16.
54 G. Bell, a.g.e., s. 307-308; Ayrıca Bell, söz konusu
kitabenin
fotoğrafını Van Berchem’e gönderdiğini de ilave etmektedir.
55 L. İlisch, a.g.e., s. 189; ayrıca bk. G. Bell, a.g.e.,
309.
Makalelerle Mardin
128
belirttikleri bir diğer kale de bölgenin güney eteklerinde
Diyar-ı
Rebîa sınırında olduğu anlaşılan Hur’bhar kalesidir ki
günümüzde
nereye tekabül ettiğini tespit edemedik. Süryani Mihael’in
“Hour-
‘Ebar” adını verdiği söz konusu kale, 540/1145 yılında
Mardin
Artuklu emiri Timurtaş tarafından Musul Atabeyi Zengi’nin
eline
geçmemesi için yıktırılmışsa da daha sonra yeniden inşa
ettirildiği
anlaşılmaktadır56.
Tur Abdin üzerindeki Artuklu egemenliği XIII. yüzyılın
ortalarına kadar sürdüyse de 1230 yılında, Hısn Keyfa’nın
Eyyubilerin eline geçmesiyle bu etki giderek azaldı. Bu
arada,
1264’te Mısır ve Suriye’deki Eyyubi egemenliği Memlukluler
tarafından sona erdirilmiş ve son Eyyubilerden biri Mardin
Artuklu
emiri Fahreddin Kara Arslan’a sığınmış, o da kendisine Savur
kalesini vermişti57; ancak Eyyubi orada kalmayıp Hasankeyf’e
geçerek orada bir başka emirliğin temelini attı. Mardin
emiri, bu
gelişmeyi önlemeye çalıştıysa da başarılı olamadı. Burada
yeniden
doğan ve sonradan Melikanlar (“Melikler” anlamına olmalı
zira
Eyyubi hükümdarları daima bu unvan ile anılırlardı) adını
alan bu
yerel Eyyubi iktidarı, Mardin Artukluları’nın hükümranlık
alanını
daralttı ve bir süre sonra Tur Abdin, Hısn Keyfa
Eyyubileri’nin
denetimine geçti58. Ancak bu da uzun sürmedi, XIV. yüzyılın
sonlarına doğru Timur tarafından istila edilen bölge
ardından ikinci
büyük Türkmen göçü dalgası olarak kabul edebileceğimiz
Akkoyunlu-Karakoyunlu Türkmen devletleri arasında kaldı59.
56 Süryani Mihail, s. 132.
57 İbn Şeddâd, III/II, s. 556; Şerefnâme, s. 174.
58 Bu süreç hakkındaki en önemli kaynaklardan biri aynı
zamanda adı
geçen Eyyubi hanedanın da tarihi olan, Hısn Keyfa Eyyubi
hükümdarı el-
Melik el-Adil Fahreddin Süleyman’a ithaf edilen ve
literatürde Hısn
Keyfâ Vekayinamesi olarak da bilinen Hasan bin İbrahim
el-Münşi (öl.
822/1419?)’nin Nuzhat’un-Nazir ve Rahatu’l-Hatiradlı
eseridir. XIV.
yüzyıl Güneydoğu Anadolusu için son derece önemli bir kaynak
olan
eserin elimizdeki tek nüshası Viyana Milli Kütüphanesinde
(Mxt. 355)
bulunmakta olup henüz yayınlanmamıştır. Eser hakkında geniş
bir
değerlendirme için bk. C. Cahen, “Contribution d l’histoire
du Diarbakr
au XIV e siecle”, Journal Asatique (1955), s. 65-100.
59 Geniş bilgi için, Akkoyunlu hanedanın en önemli kaynağı
durumundaki
Ebu Bekr-i Tihranî’nin, Kitab-ı Diyarbekriyye’sine
bakılabilir; ayrıca krş.
Tarih-Coğrafya
129
Son olarak yeri gelmişken, Midyat ya da Tur Abdin
dendiğinde akla ilk gelen ve hâlihazırda da bölgenin en eski
sekenelerinden birini teşkil eden Mehalmi/Mehallemiler’in
kökenine ilişkin bazı değerlendirmelerde bulunmak yerinde
olacaktır. Zira Arapça konuşan Müslüman topluluklardan biri
olan
Mehalmiler’in kökeni konusunda farklı görüşler ileri
sürülmektedir60. Bunlar içerisinde en dikkate değeri,
Antakya
Süryani patrikliği de yapan Mor İgnatiyos I. Afrem Bet-
Barsavmo(1887–1957)’nun Tur Abdin’deki Süryani Ortodoks
Kilise ve Manastırlarındaki bazı günlüklerden derleyerek
1924
yılında telif ettiği Tur-Abdin Tarihi adlı eserinde yer alan
ifadelerdir. Buna göre Mehalmi kabileleri (metinde
“Mhalmoye”
ya da “Muhallemi” olarak geçmektedir), aslen
Süryani-Ortodoks
olup, 1609 ya da 1583 yılı civarında Müslüman-Türk bölge
idarecilerinin artan baskıları neticesinde İslam’a geçmek
zorunda
kalmışlardır61. Dolayısıyla buradan hareketle yine müellifin
ifadesine göre Mehallemilerin Müslümanlığının üç yüz yıldan
öteye gitmesi mümkün gözükmemektedir62. Öte yandan müellif
bu
değerlendirmeleri yaparken Süryani kökenli olduklarını iddia
ettiği
bu topluluğa neden Muhallemi dendiği konusunda herhangi bir
açıklama yapmamaktadır. Hâlbuki baskıyla Müslüman oldukları
iddia edilen tarihten en az iki asır önce yazılmış
kaynakların
L. İlisch, a.g.e., s. 28-187; F. Sümer, Kara Koyunlular, I,
Ankara 1984;
John E. Woods, 300 Yıllık Türk İmparatorluğu Akkoyunlular,
Çev. S.
Özbudun, İstanbul 1993; S. Aydın, a.g.e., s. 83-115:
60 Bk. M. Streck, “Tûr Abdin”, İA, XI/II, s. 100; Bölge
halkı arasındaki
yaygın rivayetlerden birine göre; Mehalmi tanımlamasının
aslında Abbasi
halifelerinden Harun Reşid döneminde bölgeye yerleştirilen
yüz Arap
aşiretine nispetle başka bir deyişle onların yerleşim
alanlarına atıfla ortaya
çıktığı şeklindedir. Buna göre “mahal” Arapça yer, mekân,
yerleşim alanı
demek olup “mi’e” de yine Arapça da yüz demektir böylece
“Mahalmi”
bu aşiretlere işaret eden “yüz mahal” anlamına gelmektedir.
61 Müellifin bildirdiğine göre baskıdan kurtulmak için
Müslüman olan
Muhallemi kabilelerinden bazıları şunlardır; Astel (Etsel),
Rasidiye
(Raşidiye, Üçkavak), Makasiniye (Mekeşiniye), Şawro (Savur),
Ahmadiye (Ahmediye, Başkavak), Reşmel (Rışmıl, Yeşilli),
Qabala ve
Lastiye (Leştiye). (bk. A.g.e., s. 56)
62 Mor İgnatiyos I. Afrem, a.g.e., s. 56; Öte yandan aynı
eserin yayıncı
tarafından yapılan “önza
Makalelerle Mardin
130
verdiği bilgiler dahi yukarıdaki ifadeleri tekzip eder
mahiyettedir.
Zira X. yüzyıl İslam coğrafyacılarından İbn Hurdazbih’in
Arap
Rebia aşiretleri içinde saydığı بالمهلبيه kaydını63 bir
tarafa bırakırsak,
XV. yüzyıl başlarında Hısn Keyfâ’da yazılan Arapça bir
kronik64
Mehalmiler’in, bölge güçlerinden Artuklu ve Eyyubiler’le
olan
ilişkilerine işaret etmekte hatta XIV. yüzyıl başlarında
liderleri
Mesud idaresinde Hısn Keyfâ Eyyubi Melikliğinde önemli
roller
üstlendikleri göstermektedir65. Üstelik Mehalmiler’in
bölgedeki
Müslüman güçlerin içersindeki konumuna dikkat çeken benzer
ifadeler, aynı yüzyılda yazılan anonim bir Süryani kroniği
tarafından da teyit edilmektedir66.
Aslında Mor Afrem’in eseri dikkatlice incelendiğinde
Mehalmiler başta olmak üzere bölge tarihiyle ilgili eserde
pek çok
çelişkili ifadelerin yer aldığı görülecektir. Nitekim
Mehalmilere
yakıştırılan İslamlaşma konusundaki birbiriyle çelişen
rivayetler
eserin yayıncısı tarafından da vurgulanmaktadır67. Buradaki
ifadelerden, belirtilen tarihte Süryani cemaati içerisinden
kitlesel
olarak İslam’a bir geçiş yaşandığı anlaşılmakta ancak bu Mor
Afrem’in iddia ettiği gibi Müslüman yöneticilerin baskısı
ile ilgili
olmayıp cemaat içindeki uygulamalar duyulan tepkinin sonucu
olarak gerçekleşmiştir.
63 İbn Hurdazbih, el-Mesalik ve’l-Memalik, (neşr. M.J. De
Goeje,
Bibliothec Geographourum Arabicorum), Brill 1889, s.
126-127.
64 Bk. Dipnot 58
65 Hısn Keyfâ Vekayinamesi, 20v, 32v, 47v. nakleden C.
Cahen, a.g.m., s.
89-90
66 C. Cahen, a.g.e., 90; Söz konusu Süryani kroniğinin
yazması Oxford
Bodlien 167’de bulunmakta olup bu yazma üç bölümden
müteşekkildir;
ilki, Diyarbekir bölgesine yapılan Hun, Pers ve Moğol
yağmaları adını
taşımakta olup 1394-1402 yıllarını kapsamaktadır. İkincisi,
Timur Hanın
Tur Abdin saldırıları adını taşıyan 1395-1403 yılları
arasını, üçüncü ve
sonuncu kısım da 1394-1493 yılları arası olayları konu
edinmektedir. İlk
defa Bruns tarafından 1790 yılında Lien’de d’Appendix ad
Chr. Bar
Hebraei dans le repertorium für bibl. Und morg. Litteature
adı altında
yayınlanan kronik 1838 yılında Behnch tarafından tekrar neşr
edilmiş
olup Barhebreus (Ebu’l-Farac)’ın Vekayinamesinin zeyli
olarak ta
bilinmektedir.
67 Bk. “Nisin’den” bölümü
Tarih-Coğrafya
131
KAYNAKÇA
Abdulgani Efendi, Mardin Tarihi, (haz. B. Zengin), Ankara
1999.
Akşit, O., Roma İmparatorluk Tarihi, İstanbul 1985.
Akurgal, E., Anadolu Uygarlıkları, Ankara 2000.
Akyüz, G., Mardin İli’nin Merkezinde Civar Köylerinde ve
İlçelerinde Bulunan Kiliselerin ve Manastırların Tarihi,
İstanbul
1998.
-----------., Deyrulzafaran Manastırı’nın Tarihi, Mardin
1998.
Albayrak, K., Keldanîler ve Nasturîler, Ankara 1997.
Alptekin, C., The Reign of Zangi, Erzurum 1978.
--------------., “Artuklular”, DİA, III, 415-418.
Ammianus Marcellinus, (ing. trc. J. C. Rolfe), Cambridge,
1950.
Anonymous Siriac Chronicle, (ing. trc. A.S. Tritton,) JRAS,
(1933).
Anschütz, H., Die syrischen Christen vom Tur ‘Abdin,
Würzburg 1985.
Ataoğlu, R., Hısn-ı Keyfâ Artuklu Devleti, AÜSBE, Ankara
1989, (Basılmamış Doktora Tezi).
el-Atrakçı, R. M., “Kabîletü Bekr b. Vâ’il ve hurûbuhâ
fi’lİslâm”,
MA, XXIV, (1984), 199-241.
Artuk, İ., Mardin Artukoğulları Tarihi, İstanbul 1944.
Aydın, Suavi., Mardin Aşiret-Cemaat-Devlet, İstanbul 2000.
el-Azimî, “La Chronique Abregeed el-Azimî”, (nşr. C.
Cahen), JA, CCXXX(1938), 353-448; Ayrıca, Azimî Tarihi
Makalelerle Mardin
132
Selçuklularla İlgili Bölümler, (nşr. ve Türkçe trc. A.
Sevim),
Ankara 1988.
Belâzurî, Fütûhu’l-büldân, (Türkçe trc. M. Fayda), Ankara
1987.
Bell, G., Amurth to Amurth, London 1924.
Beysanoğlu, Ş., Anıtları ve Kitabeleri ile Diyarbakır
Tarihi,
I, Ankara 1998.
Bilge, Y., Süryaniler’in Kökeni ve Türkiyeli Süryaniler,
İstanbul 1991.
Cahen, C., “Le Diyar Bakr au Temps des Premiers
Urtukides”, JA, (1935), 219-277.
-----------., “Contribution d l’histoire du Diarbakr au XIV
e
siecle”, JA, (1955).
-----------., “XIII. Asır Ortalarında el-Cezire (İzzeddin
İbn
Şeddad’a göre)” (Türkçe trc. N. Çağatay), AÜİFD, (1983), IV,
93-
106.
-----------., “Artukdis”, EI2, I, 662-664.
Canard, M., Historie de la Dynastie des H’amdanides de
Jazîra et de Syrie, Paris 1953, I-II.
------------., “al-Djazira”, EI2 , II, 536-537.
------------ - Cahen, C., “Diyar-ı Bakr, EI2, III, 343.
Çambel, H., Güneydoğu Anadolu Tarihöncesi Araştırmaları
I, İstanbul 1980
Çelik M., Süryani Kilisesi Tarihi, I, İstanbul 1987.
Çevik, Adnan., XI-XIII. Yüzyıllarda Diyâr-ı Bekr Bölgesi
Tarihi, Basılmamış Doktora Tezi, MÜTAE, İstanbul 2002.
-----------------., “XII. Yüzyılda Güneydoğu Anadolu
Bölgesinde Bir Türkmen Beyliği Yınaloğulları”, Türkler, VI,
Ankara 2002, s. 491-499.
Tarih-Coğrafya
133
-----------------., “Selçuklular Zamanında Doğu ve
Güneydoğu Anadolu’da Hakimiyet Sürmüş Bir Türkmen Beyliği:
Dilmaçoğulları”, Türklük Araştırmaları Dergisi, İstanbul
2002, s.
Çilingiroğlu, A., Urartu ve Kuzey Suriye (Siyasal ve
Kültürel
İlişkiler), İzmir 1984.
Darkot, B., “Diyarbekir”, (tarihi coğrafya), İA, III,
601-605.
------------., “Hısn Keyfâ”, (tarihi coğrafya), İA, V/I,
452-
454.
Dolapönü, H., Tarihte Mardin, İstanbul 1972.
Ebu Bekr-i Tihranî, Kitab-ı Diyarbekriyye, (Türkçe trc. M.
Öztürk), Ankara 2001.
Ebu Yûsuf, Kitâbu’l-Harac, (Osm. trc. Müderris-zâde
Muhammed Atâ’ullah Efendi, Sadeleştiren. İsmail Karakaya),
Ankara 1982.
Ebu’l-Farac, Abu’l-Farac Tarihi, I-II, ( Türkçe trc. Ö. R.
Doğrul), Ankara 1987.
-------------., Târihu Muhtasari’d-Dûvel, Beyrut 1992.
Ebu’l-Fidâ, Takvîmu’l-Buldan, (nşr. M. Reinaud), Beyrut ts.
Elisséeff, N., Nûr al-Dîn. Un grand prince musulman de
Syrie au temps des Croisades (511-569/1118-1174), I-III,
Damascus 1967.
Gabriel, A., Voyages archeologigues dans la Turqui
Orientale, Paris 1940.
Göyünç, N., XVI. Yüzyılda Mardin Sancağı, Ankara 1991.
Günaltay, Ş., Yakın Şark Elam ve Mezopotamya, Ankara
1987.
Günkut, B., Diyarbekir Tarihi, Diyarbakır 1937.
Halîfe b. Hayyât, Halife b. Hayyât Tarihi, (Türkçe trc. A.
Bakır), Ankara 2001.
Halil, İ., el-‘İmâretü’l-Artukiyye fi’l-Cezire ve’ş-Şam,
Beyrut
1980.
Makalelerle Mardin
134
--------., “Safahâtun Mechule min tarihi'l-gazveti't-Tatari
(el-
Tatar fi Diyâr-ı Bekr)”, MA, XIV, (1979).
Hamdullah el-Müstevfî, Nüzhetü’l-kulûb, (nşr. ve Ing. trc.
G.
Le Strange), Leyden 1919.
el-Hemdânî, Sıfatu Cezîreti’l-Arab, (nşr. F. Sezgin),
Frankfurt 1993.
Hillenbrand, C., “The Establishment of Artuquid Power in
Diyârbakr in the Twelfth Centruy”, SI, LIV, (1981), 129-153.
Hollerweger, Hans., Turabdin (Canlı Kültür Mirası, İsa
Mesih Dilinin Konuşulduğu Yer), Çev. Sevil Gülçur, Freund
des
Tur Abdin 1999.
Honigmann, E., Bizans Devletinin Doğu Sınırı, (Türkçe trc.
F. Işıltan), İstanbul 1970.
----------------- - Darkot, B., “Nasîbin”, İA, IX, 99-103
Işıltan, F., Urfa Bölgesi Tarihi (Başlangıçtan h. 210 = m.
825’e kadar), İstanbul 1960.
İbn Cübeyr, Rihletu İbn Cübeyr, Beyrut ts.
İbn Havkal, Kitabu Sûretü’l Arz, (nşr. M. J. de Goeje),
Beyrut ts.
İbn Hurdazbih, Kitabu’l-Mesâlik ve’l-memâlik, (nşr. M. J. de
Goeje), Beyrut ts.
İbn Rüsteh, Kitabu’l-A’lâku’n-nefîse, Beyrut 1988.
İbn Saîd el-Mağribî, Kitâbü’l-Coğrâfyâ, (nşr. İ. el-Arabî),
Beyrut 1970.
İbn Şeddad(İzzeddin), el-Alâku’l-hatira fi zikri ümerâ’i-Şam
ve’l-Cezire, III/I-II, (nşr. Y. Abbare), Dımaşk 1978.
İbnü’l-Esir, el-Kamil fi’t-târîh, (Türkçe trc. A. Özaydın),
İstanbul 1987, IX-XII.
------------., et-Târîhu’l-bâhir fi’d-devleti’l-atabekiyye
bi’l-
Mavsıl, (nşr. A. A. Tuleymat), Kahire 1963.
Tarih-Coğrafya
135
İbnü’l-Ezrak, Târîhu Meyyâfârikîn ve Amid, Mervaniler
kısmının neşri: B.A. Avad, Tarihu’l-Fârikî
ed-Devletil-Mervaniye,
Kahire 1959 (Türkçe trc. M. E. Bozarslan, Mervani Kürtleri
Tarihi,
İstanbul 1975).
---------------, Artuklular kısmının neşri: A. Savran, The
History of Mayyâfârikîn and Amid, Erzurum 1986 (Türkçe trc.
Meyyfarikin ve Amid Tarihi –Artuklular Kısmı-, Erzurum
1991).
---------------, 1100-1150 yılları arasının neşr ve ing trc.
C.
Hillenbrand, A Muslim Principality in Crusader Times –The
Early
Artuqid State-, İstanbul 1990.
el-İdrîsî, Nüzhatu’l-müştâk fi ihtirâki’l-âfâk, I-II, Beyrut
1989.
İgnatiyos Efram I.Barsum, Kitabu’l-Lülü’l-Mansûr fi
tarihi’l-ulum ve’l-adâbi’s-Süryaniyye, Dımaşk 1987.
--------------------------------, Tarix d Turcabdin (Tur-
Abdin
Tarihi), Arp. Çev. Vahap Kelat, Nisibin yayınları, İsveç
1996.
İlisch, L., Geschichte der Artuqidenherrschaft von Mardin
zwischen Mamluken und Mongolen 1260-1410 A.D., Münster
1984.
İmâdeddin el-Katib el-İsfahânî, el-Berku’ş-Şâmî, V, (nşr. R.
Şeşen), İstanbul 1979.
İstahrî, Kitâbu’l-mesâlik ve’l-memâlik, (nşr. M.J. de
Goeje),
Beyturt ts.
Kâtip Ferdi, Mardin Mülûkü Artukiyye Tarihi, (nşr, A.
Emiri), İstanbul 1939.
Kaşgarlı, M. A., Doğu ve Güneydoğu Anadolu Uygarlığına
Giriş, Ankara 1984.
------------------., Mardin ve Yöresi Halkından Türko-
Semitler, Kayseri 1991.
Kınal, F., Eski Mezopotamya Tarihi, Ankara 1983.
Köprülü, M. F., “Artuk Oğullar”, İA, I, 617-625.
Köroğlu, K., Üçtepe I, Ankara 1998.
MakalelerleMardin
136
-------------., Urartu Krallığı Döneminde Elazığ (Alzi) ve
Çevresi, İstanbul 1996.
Kudâme b. Cafer, Kitabu’l-Harac, Beyrut 1988.
Lewis, B., Tarihte Araplar, (Türkçe trc. H. D. Yıldız),
İstanbul 1979.
Makdisî, Ahsenü’t-tekâsîm fî ma’rifeti’l-ekâlîm, Beyrut
1987.
Mar-Yeşua, Vekayinâme, (Türkçe trc. M. Yanmaz), İstanbul
1958.
Mesûdî, et-Tenbîh ve’l-işrâf, (nşr. M. J. de Goeje), Beyrut
ts.
Minorsky, V., “Mardin”, İA, VII, 317-322.
Mor İgnatiyos I. Afrem, Tur Abdin Tarihi, Çev. V. Kelat,
İsveç 1996
Morony, M. O., Iraq after the Muslim Conquest, Princeton
1984.
Oğuzoğlu, Y., “Hasankeyf”, DİA, XVI, 364-367.
Orly, S., “Hısn Keyfa”, EI2, III, 506.
Ostrogorsky, G., Bizans Devleti Tarihi, (Türkçe trc. F.
Işıltan), Ankara 1986.
Önkal, A., “Bekir b. Vâil(Benî Bekir b. Vâil)”, İA, V, 362-
363.
Palmer, A., Monk and Mason on the Tigris Frontier: The
Early Histıry of Tur Abdin, London 1990.
------------., “Kartmin (Mor Gabriel) Manastırı’nın 1600
Yıllık Öyküsü”, Ed. Hans Hollerweger, Turabdin (Canlı Kültür
Mirası, İsa Mesih Dilinin Konuşulduğu Yer), Freund des Tur
Abdin 1999, s. 47-117.
Procopius, Buildings, VII, (Grekçe metin ve Ing. trc. H. B.
Dewing, Loeb Classical Library), London 2002.
Tarih-Coğrafya
137
Ritter, H., Tûrôyo Die Volkssprache der Syrischen Christen
des Tûr ‘Abdin, I, Beyrut 1967.
Segal, J. B., Edessa Edessa(Urfa) Kutsal Şehir, (Türkçe trc.
A. Arslan), İstanbul 2002.
Severius Yakub, Tarihu’l-Kiniseti’s-Süryâniyyeti’l-Antakya,
I-II, Beyrut 1957.
Sevim, A., “Artukoğlu Sökmen’in Siyasi Faaliyetleri”,
Belleten, XXVI/103 (1962).
------------., “Artuk-Oğlu İlgazi”, Belleten, XXVI/104
(1962),
------------., “Diyarbekir Bölgesinin Büyük Selçuklu
İmparatorluğuna Katılması”, Atatürk Konferansları, V,
1971-1972,
Ankara 1975.
Schachermeyr, F., “Mygdone/Mygdonia”, RE, XV/1, 1115.
Schleifer, J., “Bakr b. Vâil”, İA, II, 454-458.
Sıbt İbnü’l-Cevzi, Mir’âtü’z-zamân fî târîhi’l-a’yân, (nşr.
A.
Sevim), (Selçuklular ile ilgili kısımları), Ankara 1968.
Sobernheım, M., “Hamdanîler”, İA, 179-182.
Sözen, A. N., Diyarbakır Havzası, Ankara 1967.
Strange, G. L., The Lands of Eastern Caliphate, London
1966.
Strabon, Geography, XI,12,4, vd. (H. L. Jones, The
Geography of Strabo, Cambridge, Mass.: Harvard University
Press; London: William Heinemann, 1924)
Streck, M., “Tûr Abdîn”, İA, XII/II, 97-104.
Spuler, B., İran Moğolları Siyaset, İdare ve Kültür
İlhanlılar
Devri, 1220-1350, (Türkçe trc. C. Köprülü), Ankara 1987.
Sümer, F., Selçuklular Devrinde Doğu Anadolu’da Türk
Beylikleri, Ankara 1990.
-----------., Kara Koyunlular, I, Ankara 1984.
Makalelerle Mardin
138
Süryani Mihail, Süryani Mihail Vekayinamesi, II,
(yayınlanmamış Türkçe trc. H. Andreasyan) (TTK, kitaplığı).
Şahidi, I., Byzantium and the Arabs ın the Sixth Century,
I/I,
Cambridge 1998.
Şerefhan Bitlisi, Şerefname, (Türkçe trc. M. E. Bozarslan),
İstanbul 1990.
Şeşen, R., Selahaddin Devrinde Eyyubiler Devleti, İstanbul
1983.
-----------., “İmad al-Din al-Katib el-İsfahâni’nin
Eserlerindeki Anadolu Tarihiyle İlgili Bahisler”, SAD, III,
(1971).
------------., Müslümanlarda Tari ve Coğrafya Yazıcılığı,
İstanbul 1998.
------------., “el-Cezire”, DİA, VII,
Şümeysani, H., Medinetü Mardin, Beyrut 1987.
Taberî, Târîhu’r-rusül ve’l-mülûk, (nşr. M. Ebü’l-Fazl),
I-X,
Kahire 1960-70.
Tufantoz, A., Mervanoğulları (380-478/990-1085), MÜTAE,
İstanbul 1994, (Basılmamış Doktora Tezi).
Turan, O., Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi, İstanbul
1980.
Urfalı Mateos, Urfalı Mateos Vekayinamesi (952-1136) ve
Papaz Grigor’un Zeyli (1136-1162), (Türkçe trc. H. D.
Andreasyan), Ankara 1987.
Vâkıdî, Fütûhü’l-Cezire ve’l-Hâbûr ve Diyâr-ı Bekr ve’l-
Irak, (nşr. A. F. Harfûş), Dımaşk 1996.
Vath, G., Die Geschichte der Artugıdishchen Fürstentümer
in Syrien und der Gaziral Furatiya (496-812/1102-1409),
Berlin
1987.
Woods, John E., 300 Yıllık Türk İmparatorluğu
Akkoyunlular, Çev. S. Özbudun, İstanbul 1993
Yâkût el-Hamevî, Mu’cemü’l-büldân, I-V, Beyrut 1996.
Tarih-Coğrafya
139
Yinanç, M. H., “Diyarbekir” (tarih), İA, III, 605-626.
Yücel, T., Türkiye Coğrafyası, Ankara 1987.
Zengin, B., Hasankeyf Tarihi ve Tarihi Eserleri, İstanbul