MAHALMİ ATASÖZLERİ
Mevlüt KULA
-Zeki TEKİN
Halk edebiyatı verileri olan atasözleri, dil ve anlatımı
süslemek,
ifadeye canlılık ve akıcılık katmak, bir konudaki görüşü
özetlemek,
bir durum veya olay ile ilgili bir düşünceyi açıklamak için çok
elverişli ifade kalıpları olarak günlük hayatta çok sık
kullanılan bir
ifade malzemesidir. Atasözleri çoğunlukla aliterasyon, cinas,
kinaye,
intak, teşbih ve tezat gibi söz sanatlarının kullanıldığı ölçülü
ve
kafiyeli özlü sözlerden oluşur. Bu sözlerde anlatım, mecaz
temeli
üzerine kuruludur.
Atasözü bir kavram olarak deyim ve vecize kavramlarından
farklıdır. Deyim, kendi başına bir yargı ifade etmez. Vecize,
söyleyeni
belli olan özlü sözdür. Atasözleri ise anonim özellik taşırlar
ve kendi
başına bir yargı ve cümle yapısı gösterirler. Ancak özellikle
Arap
∗ Arş. Gör. Mevlüt KULA Ankara Üniversitesi Dil ve
Tarih-Coğrafya
Fakültesi, ANKARA “Geçmişten Günümüze Midyat Sempozyumu” 19–21
Haziran 2003 Midyat, sunulan bildiri
** Zeki TEKİN Meteoroloji Müdürlüğü, Mardin.
Makalelerle Mardin
252
edebiyatında pek çok atasözünün vecizeden anonimleşerek atasözü
niteliği kazandığı görülüyor. Bu hüküm ihtiyatlı bir öngörü ile
genelleştirilebilir. Zaten atasözlerinin genellikle bir söyleniş
öyküsü
vardır. Ancak kültürlerin hafızası genel olarak söyleniş
nedeninden
çok sözü ön plana çıkardığından bu öykülerin çoğu zamanla
unutulmuştur. Arap edebiyatında anonimleşerek atasözü haline
gelen
pek çok sözün öyküsü takip edilebilmektedir.
Atasözleri, toplumların ve kültürlerin tarihten süzülen tecrübe
ve birikimleri doğrultusunda canlılık kazandığından makro ve
mikro
düzeyde antropolojik gözlem imkanı sağlayabilirler.
Bütün kültürler bir ifade türü olarak atasözünü sahiptir.
Mezopotamya’da keşfedilen tarihi tabletlerde tespit edilen
atasözleri,
ilk yazılı atasözleri olarak kabul edilmektedir. Tevrat’ta
Süleyman’ın
meselleri adıyla bilinen sözler ile bu tarihi metinler arasında
paralel
özellikler tespit edilmiştir. Sümer okullarında ise
atasözlerinin bir
eğitim aracı olarak kullanıldığı biliniyor.
Tek başlarına bir eser olmadıkları için türkü, mani ve masal
gibi
başlı başına bir edebi tür oluşturmazlar. Bununla beraber
atasözleri
dil, kültür ve folklor nitelikli incelemelere geniş ölçüde konu
olmaktadır. Günümüzde atasözleriyle ilgili bilimsel inceleme ve
araştırmalar peremiologie adlı bilim dalı çatısı altında
gittikçe önem
kazanarak varlık göstermektedir.
Atasözleri zaman ve mekana göre şekillenir, kültürlerin yaygın
ortak atasözlerinin yanı sıra kültürlerin alt tabakalarına göre
kültürlerin diğer bütün verilerinde olduğu gibi sınırlı ve yerel
nitelik
gösterebilirler.
Kaşgarlı Mahmut, Divanu Lugati’t-Türk’te bu kavramı, sav
kelimesi ile karşılamıştır. Atasözü kavramı, Midyat ve
köylerinde,
Mahalmiler arasında akval (:kelime anlamıyla: sözler, tekili:
kavl:
söz) kelimesi ile ifade edilmektedir. Yerel nitelik gösteren
hikaye,
anlatı, türkü, deyim ve ifade biçimlerinin de göze çarptığı
Mahalmiler
arasında yerel atasözleri de kullanılmaktadır.
İncelemeye konu olan Mahalmi atasözlerinin
değerlendirilmesinde semantik ve sosyolojik çözümlemeler
yapılmış,
kimi zaman antropolojik unsurlara dikkat çekilmiştir. Bazen
sıradan
bir ifade olan kimi sözlerin asıl, halk arasında revaç bularak
bir
Eğitim-Kültür-Edebiyat
253
atasözü niteliği kazanabilmiş olması dikkate alınarak
değerlendirmenin önemli ölçütlerinden biri olarak kabul
edilmiştir. Bu
bakımdan örneğin, bir çiftçinin büyük öküzün eğri hat
çıkardığını
görünce “Eğri hat büyük öküzündür” sözünü ilgili başlıkta dikkat
çekilen yada çekilmeyen pek çok konuda ince ve derin bir
düşünüşten
sonra söylemiş olduğu iddiası doğal olarak mantıksızdır. Fakat
bu tür
sözlerin yaygınlaşarak bir atasözü niteliğine bürünmesi ve halk
arasında bir ifade biçimi olarak süreklilik kazanması, toplumsal
zihnin
kabulünü kazanarak hafızasında korunması ancak dile getirilen
yada
benzeri temel hayat gerçeklerini ifadeye vasıta olduğundandır.
Asıl
önemli nokta da bize göre burasıdır.
Diğer taraftan bütün atasözlerinin bu tür yaklaşımlarla
değerlendirilmesi de tutarlı değildir. Her ne kadar
değerlendirmeye
konu olmalarına engel olmasa da kimi atasözlerinin herhangi bir
durumu güzel bir şekilde ifade etmeye müsait olmaktan öte bir
fonksiyon üstlenmediği de görülebilir. Örneğin cahiliye
döneminde bir
cinayet vakası nedeniyle iki kabile arasında alevlenen husumeti
bertaraf etmek ve aralarında sulh sağlamak üzere görüş
alışverişinde
bulunan tarafsız bir heyet görüşme halinde iken Cehize adlı bir
cariye
gamsız bir şekilde içeriye dalarak hiç umursamadan “Maktulun
intikamı alındı” deyiverir. Bunun üzerine heyetten biri “Kata‘at
Cehizetu kavle kulli hatibin (:Cehize bütün hatiplerin sözlerini
kesiverdi yani söylenecek söz bırakmadı)” der ve bu söz,
yayılarak
benzer durumların ifadesi için bir atasözü olarak kullanılır
gider.
“Innes bınnes u ıl kıl balla”
“İnsanlar insanlarla, hepsi ise Allah’la”
İnsanlar arası ve Allah ile evren arası ilişkiyi özetleyen eden
bu
söz, insanın hayattaki sorumluluklarını, yükümlülüklerini ve
beklentilerinin sınırını açıklamakta ve bir birey olarak
insanın,
topluma ve bireylerine karşı yükümlülüğünü yerine getirmesi
gerektiğini ifade eder. Bu yükümlülüğün ötesinde bir birey
olarak
insana bir sorumluluk yüklenmediğini ortaya koyar. Bu aşamadan
sonraki gelişmelerin daha üstün bir iradeye yani Allah’ın
iradesine
bağlanması ise birey açısından psikolojik bir rahatlamayı
Makalelerle Mardin
254
hedeflemektedir. Bu atasözünde birey açısından hayat; kendisi
toplum
ve Allah olmak üzere üçlü bir çerçevede değerlendirilmiştir.
Atasözü, kişiyi, topluma karşı sorumluluklarını yerine
getirmeye teşvik ederken kendisinin rolünü ve yüklenen görevin
sınırını da belirlemekte, bu bakımdan bir bakış açısı
sağlamaktadır.
“Kun sadik ma‘ Rabbik ul a‘vec ti kaffi amelu”
“İşvereninle dürüst ol, kötü kişiye gelince o, yaptığının
karşılığını bulur”
Bir anlamda önceki atasözünde dile getirilen anlayışı açıklayan
bu atasözü, kişinin kendi sorumluluğunu esas alması gerektiğini
ifade
eder. Buna göre kişi, topluma karşı görevini yerine getirdikten
sonra
kişi, toplumda görülebilecek ortak toplum değerlerinin dışındaki
çeşitli davranışlar karşısında bireysel hareketlerden kaçınmaya
yönlendirilmekte, bu tür davranışların sonuç itibariyle toplumun
kolektif tavrı ile değerlendirilmesinin kaçınılmaz olduğunu
anlatır. Bu
anlayışa; topluma karşı birey sorumluluğu, bireye karşı ise
toplum
değerlendirmesi ilkesi esas olmuştur.
“Il-verde ıth‘ellıf şevke, u’ş-şevke ıth‘ellıf verde”
“Gülden diken, dikenden gül olur”
Bir önceki atasözünde toplumsal değer yargısının bireysel
bakışa tercih edilmesinin gerekçesini açıklayan bu atasözü,
hayatta
bireysel aklın kavrama gücü ve değerlendirme yetisinin ötesinde
çapraz olguların da her zaman için var olabileceğini, kimi zaman
bireysel bakışa göre olağan dışı kalan olguların
gerçekleşmesinin
mümkün olduğunu dile getirmektedir. Toplumun kolektif yetisi,
yaşamın olağanlık, beklenti, imkan ve ihtimallerini nesiller
boyu
yaşayıp tecrübe ettiğinden dolayı bireysel bakışa göre daha
sevecen,
daha kuşatıcı ve daha kucaklayıcıdır. Buna bağlı olarak da çok
daha
tutarlı yaklaşımlar sergiler. Onun, bireysel bakışa tercih
edilmesinin
temelinde yatan neden budur.
Eğitim-Kültür-Edebiyat
255
Toplum merkezli değer anlayışını teşvik eden her üç atasözünde
de geleneği esas alan bir bakış açısının etkisi ve izleri açıkça
görülmektedir.
“Kalbi a‘la veledi u kalb veledi al hacer”
Asıl ve asıldan türeyen fer‘ ilişkisi çerçevesinde hayatın temel
bir ilkesini bir olgu olarak dile getiren bu atasözü, anne
babanın kendi
çocuklarına karşı sergiledikleri sevecen, şefkat dolu, hoşgörülü
tavırların, fedakar ve koruyucu duygu ve davranışlarının çocuk
tarafından hiç bir zaman aynı ilgiyle onlara yönelmediğini
gösteriyor.
Bu olgunun atasözünde bu şekilde dile getirilmesi, bir
nankörlüğün ifadesi şeklinde değil, aksine tamamen doğal olan
bir
insani olgunun, bir hayat gerçeğinin ifadesi olarak
algılanmalıdır. Bir
varlık olarak canlıların bu noktada üstlendikleri rolün temel
hedefi,
yetiştirme yani hayata hazırlamadır. Bu hazırlık aşamasına konu
olan
ise doğal olarak alt konumda bulunan üye olur. Bunun için bu
üye,
sözü edilen hazırlama ve yetiştirmeye konu olmaktadır. Aynı
aşamanın bizzat kendisi tarafından fakat kendisinden daha alt
konumda bulunan bir üyeye örneğin kendi çocuğuna karşı icrası
bunun kanıtıdır ve bu insan yapısının bir özelliğidir.
İşte, atasözü bunu dile getirmektedir. Aynı durum usta-çırak,
öğretmen-öğrenci hatta amir-memur ilişkisi açısından da söz
konusu
edilebilir.
“Yevm bı yevm u ırrızk alalla”
“Gün be gün geçiniriz, rızk Allah’tandır”
Özellikle sıkıntılı durumlar karşısında hayata karşı umutlu olup
olumlu tavır takınmanın gerekliğini dile getiren bir sözdür.
Geniş
anlamda, yetinme ilkesini ve umutlu olmayı ön plana çıkarır.
Makalelerle Mardin
256
“Kelb ‘adi ahyer min sabı‘ rabız”
“Koşan köpek, oturan aslandan yeğdir”
Hayatın sürdürülebilmesinin en temel ve en basit ilkelerinden
biri, bireylerin zihninde karşılığı bulunan bazı figürlerin
kullanılmasıyla genel bir yargı şeklinde ve çok yalın olarak
ortaya
koyulmuştur. Köpek ve aslan karşılaştırmasında sade bir zihnin
basit
bir akıl yürütmesiyle yeğ tutulan tarafı belirlemesi, zaten
kolektif
zihnin kabulü öngörüsüyle hiç de zor değildir. Fakat bu söz
yaratılıştan var olan özelliklerin dışında bir takım özelliklere
göre
değerlendirme yapmakta ve değerlendirmede kullanılacak ölçütleri
de
böylece belirlemektedir. Bu derece önemli bir olgunun ifadesinde
kullanılan figürlerin pratik hayatta çok önemli bir yerinin
olduğu
muhakkaktır.
Atasözü, çalışkanlık, üretkenlik ve faal olmayı teşvik ederken,
bunun karşıtlarından da sakındırmakta ve bunu bir değerlendirme
ölçütü olarak kabul etmektedir.
“Lı mo yekıl basal, mo yekıl asel”
“Soğan yemeyen, bal yiyemez”
Bu atasözü de hayatın bir gerçeğini özlü bir şekilde dile
getirmektedir. Hayat bir bütün olarak kabul edildiğinden çeşitli
tezahürleri de onun birer parçası olarak değerlendirilmiştir.
Hayatın
birbirini tamamlayan çeşitli yönleri vardır. Karşılaşılan
sıkıntılar ve
çeşitli durumlar, yadırgama ve küçümsemeye konu edilmeden bu
bütünlük noktasında değerlendirilmiştir. Atasözü genel bir
yargıya
dikkat çekmekle beraber, kullanılan motiflerin doğrudan besin
maddeleri olduğu görülüyor. Buna göre bu bakış açısında
beslenmenin
her zaman öncelikli olarak diğer ihtiyaçların önünde yer aldığı
söylenebilir.
Eğitim-Kültür-Edebiyat
257
“Işteğil bı kırş u ıhsıb ı bıttal”
“Bir kuruşa çalış, işsize kıyas et”
Hayata mevcut imkanlar dahilinde bir şekilde tutunmayı,
olumsuzluklar karşısında hayata küsmemeyi, imkansızlıklar içinde
bile her zaman olumlu yönleri görebilmeyi göstermeye çalışan bir
atasözüdür. Aynı zamanda olumsuzlukların karşılaştırılmasıyla
psikolojik bir rahatlama sağlama hedeflenmiştir. Atasözlerinin
çoğu
zaman zihni rahatlatmaya yönelik bu tür değerlendirmeler
içermesi,
ruhsal sağlığa büyük önem verildiğini ve ruh sağlının esas kabul
edildiğini göstermektedir.
“Il ehıl bı ehlu, vı’l-ğarib ala mehlu”
“Yakına sık sık, yabancıya sırası gelince”
İnsan fıtratında varolan yakınlık psikolojisi duygularını dile
getirmektedir. Bu atasözü, ilgi ve özene konu olmak açısından
merkezden dışarıya doğru yayılan bir alan belirlemektedir. İlk
anda
çok doğal görünen bu olgunun aslında dikkatle gözlendiği
takdirde,
sebeplerinin farklı olması ihtimali saklı olmak kaydıyla,
pratikte çoğu
zaman tam karşıt bir eksende fiile dönüştüğü görülür. Bunun
doğal ve
içten duygularla yakından uzağa doğru bir alana yayılması
atasözünün
bu noktaya vurgusu olsa gerektir.
Diğer taraftan atasözünde belirtilen yargı, yukarıdaki diğer
bazı
atasözlerinde dile getirilen yargılarla çelişiyor gibi
görünebilirse de
böyle bir çelişki yoktur. Atasözlerinde kimi olgular küçük
farklarla
dile getirilebilir. Zaten yakınlara karşı hassas bir sorumluluk
içinde
olmak başka bireylere karşı bu hassasiyeti göstermemeyi
gerektirmez,
aksine aynı zamanda buna teşvik eder. Çünkü hedeflenen
sorumluluk
duygusu sağlandığı takdirde bunun genel olarak uygulamaya
aktarılması son derece doğal bir sonuç olacaktır.
“Rah ıllıgbir, za‘a ıttedbir”
“Büyük gitti, tedbir de gitti”
Toplumlar her zaman yetenekli, ileri görüşlü, yönetme ve
yönlendirme becerisine sahip kişilikleri ön planda tutma eğilimi
gösterirler. Gerek idari, gerekse sosyal anlamda toplumlar ve
aile gibi
Makalelerle Mardin
258
en alt gruplarına kadar bütün toplumsal gruplarda bu eğilim
kendini
gösterir. Atasözü genel bir yargı ile toplumun bütün
katmanlarında
sağlıklı bir yapının varlığını yetenekli bir temsilciye
bağlamaktadır.
Atasözünde geleneksel ve kişiye bağımlı bir yaklaşım
görülmektedir.
Yoruma açık olmakla beraber bu atasözünde kurumsal yaklaşım
değil,
bu rolü üstlenmiş olan bireye vurgu yapıldığı açıktır. Bu,
atasözünün
şekillendiği dönemlerin sosyal ve kültürel yapısıyla ilgili olsa
gerektir.
“Hatı’l-a‘vec mın savr ıllıgbirve”
“Eğri hat büyük öküzündür”
Bu atasözünde, temsil pozisyonunda bulunanların icraatlarının
izlerinin belirgin ve kalıcılığı, bir çiftçinin günlük işindeki
bir kesitten
çıkarılan bir tablo ile somutlaştırılmıştır. Her şeyden önce
diğer
bireylerin davranış, tutum ve eylemleri bireysel olup daha sonra
da
çeşitli tasarruflara konu edilebilir, düzeltilebilir, hatta
önemli
görülmeyebilir. Fakat temsil konumunda görülebilecek aykırı bir
davranış yada icraat toplumu ilgilendirdiğinden toplumda
durumuna
göre tarihi iz bırakabilecek niteliktedir. Nitekim tarih bu
olgularla
adeta doludur.
Bu durum, bu atasözünde günlük hayatın çok olağan bir
kesitiyle ifade edilmiştir. Atasözünün asıl vurguladığı bu
durumun
yanı sıra bu tablonun kendisi de söz konusu günlük hayat
açısından
büyük ip uçları sağlamaktadır. Yalın bir akıl yürütmeyle bu
durumda
bu sözün hayat bulduğu yöre halkı arasında yaygın bir meslek, bu
mesleğin icra biçimi, kullanılan malzemeler ve daha da önemlisi
yaptığı işi gözlemleyen aynı zamanda bundan genel yargılar
çıkarabilen bir akıl ile karşı karşıya geliyoruz.
“Vehıd imut ıhmaru, ılleh yısmen kelbu”
“Birinin eşeği ölür, berikinin köpeği semizler”
Evrenin büyük bir inceliğe sahip dengeler üzerine kurulu
olduğunu dillendiren bu atasözü, ilk anda akılla çelişik gibi
görünen
pek çok tabiat olayının bu dengenin birer parçası olduğunu
kolektif
aklın bir verisi olarak bireylere bildirmektedir. Sözü edilen
tabiat
olayları, insanların yaşam sürdüğü alanda olabileceği gibi bu
alanın
dışındaki olayları da içermekte fakat atasözlerinin genel bir
özelliği
Eğitim-Kültür-Edebiyat
259
olarak bu durumun yine bir tabiat olayı ile ifade edildiği
görülüyor.
Kullanılan motifler yine sözün, ürünü olduğu çevrenin sosyal ve
doğal
yaşamının önemli birer parçasıdır. Harici bilgiler her zaman
için
önemli olmakla beraber bu tür tespitler için bizzat sözün
kendisinde
görülen motifler ve ifadeye araç olan yargı biçimi yeterlidir.
“Sadik melu, sadik melu; neyer melu, neyer melu”
“Mal dostunun dostu, mal düşmanının düşmanı olmaz”
Değer arz eden gerçek insani değerlere vurgu yapan bu
değerlendirme, aynı zamanda hayatta çok sık görülebilen karşıt
çelicilere de aynı düzeyde dikkat çekmek suretiyle bir durum
tespiti
yapmaktadır. İnsan aklının olumlu yönü tercih etmeye eğimli
olması
olgusu doğrultusunda bu yönde doğal bir teşvik söz konusu
olmakla
beraber, yine atasözlerinin genel bir özelliği olarak daha çok
örneğin
bu atasözünde olduğu gibi bir hayat gerçeğinin tespiti iki
karşıtın aynı
dengede ifadesi ile yapılmıştır. Bu, anonim bir ifadenin genel
özelliklerindendir. Dikkati çeken nokta geleneksel bir toplum
hayatının ürünü olarak görünen bu bakışın hayatın çeşitli
yönlerine
yönelik değer yargıları üretebilmiş olmasıdır.
“Il vakı‘ melu sadik ul-herib me lu refik”
“Düşenin dostu, kaçanın arkadaşı yoktur”
Bu atasözü de taşıdığı yargı itibariyle ilk bakışta bir önceki
atasözüyle çelişik bir izlenim vermekte, ancak dikkatle
incelendiği
takdirde iki söz arasında bir çelişkinin söz konusu olmadığı
görülmektedir. Bunlardan her biri aynı konunun değişik yönlerini
konu edinmiştir. Önceki atasözünün içeriği olumlu gerçekleştiği
takdirde durum bu anlayış çerçevesinde zaten ikinci aşamaya konu
olmaz. Olumsuzluk durumunda ise ikisinin taşıdığı yargı zaten
aynıdır.
“A‘ız ıl kelb lı hatır sahibu”
“Sahibi hatırına ite ikram et”
Makalelerle Mardin
260
Geleneksel değer yargılarına sahip toplumlarda ve alt
gruplarında büyük önem verilen bir değer olan alicenaplığın ve
hoşgörünün pek çok kültürde karşılığı bulunan çarpıcı bir
ifadesidir.
Bu teşvikin emir kipiyle ifadesi ise verilen önemi ve bu
gösterilen
duyarlığa dayanmaktadır.
“Ez’e ta‘amte şebbi‘, ez’e katelte vecci‘ ”
“Yedirdin mi doyur, vurdun mu acıt”
Üstlenen sorumluluğun gereği gibi yerine getirilmesini telkin
eder. Hayat toplumda herkese kendince birtakım görevler yüklemiş
ve
yaşam boyunca yüklemeye devam etmektedir. Tabiatta boşluk
bulunmayacağından hayatın bilinçli bir şekilde düzen altına
alınıp
yönetilmesi bireylere yöneltilmiştir. Atasözünde, hitap
bireylere
yönelik olup yine emir kipi kullanılmıştır.
“Li rabbi cemel ti a‘lli beb daru”
“Deve yetiştiren, avlu kapısını yüksek tutsun”
Hayatta beklentilerin gerçekleşmesi için kimi hazırlıkların
gerekliliği bu atasözünde genel bir yargı şeklinde ifade
bulmuştur.
Atasözü yine günlük hayatın bir kesitini kullanarak çok sade ve
doğal
bir mantık yürütmüştür.
“A‘di mın dudi”
“Ağacın kurdu kendindendir”
Tabiat varlık ve olgularından hareketle hayatın genel bir
ilkesine ulaşılmıştır bu atasözünde. Aynı çıkarıma değişik
kültürlerde
rastlanmaktadır.
“Hıt ıh‘beyzık fı turıt ğeyrık u kılu bıl-mınne”
“Ekmeğini başkasının heybesine emanet edip sonra minnet ile
yeme”
Eğitim-Kültür-Edebiyat
261
“Ir-reh’es ğel, u ıl-ğel reh’es”
“Pahalı ucuz, ucuz pahalı olur”
Bir paradigmayı dile getiren bu atasözü mantık yürüterek genel
öngörüden farklı bir duruma dikkat çekiyor. Bu tür sözlerde
genel
olarak bir durum tespiti yapıldığı görülür.
İncelenen Atasözlerinin Dil Özellikleri ve Genel
Değerlendirmeler
- Bu atasözlerinde günlük konuşma dili kullanılmıştır.
- İrab kullanılmamıştır.
- Sentaks ve morfoloji açısından temel olarak fasih dilin
özelliklerini taşımaktadır. Bu durum, atasözlerinin tabiatı
gereği
olduğu gibi aktarılma esasına bağlı olarak değişime konu
olmaması ile
ilgili olabilir. Bu bakımdan bunlar günlük dil malzemesinin
tespitinde
ayrıntıları aydınlatamayabilirler.
- Bitişik nasb ve cer zamirleri düzenli olarak son hece
düşmesiyle “ u “ şeklini almıştır.
- Uzun seslerin düşerek kısa seslere dönüştüğü görülmektedir.
- “ u, ı, i, e, “ sesleri arasında dönüşümler görülmektedir.
- Bireye hitap edilen atasözlerinde emir kipi kullanılmıştır.
Genel bir çerçevede bir olguyu dile getirenlerde ise bir yargı
söz
konusudur.
- İncelemeye konu olan atasözlerinden bazıları, kimi hayat
gerçeklerine dikkat çekerken, bazıları bir durumu ifade
etmektedir.
- Günlük hayatın pek çok motifi kullanılırken aynı zamanda
günlük hayatın pek çok olayı da bu ifadelere yansımıştır. Bunun
yanı
sıra tabiat olay ve olgularının da çok sık kullanıldığı
görülmektedir.