MIHELLEMÎLERDE SÖZLÜ EDEBİYAT GELENEĞİ
            Mehmet Ali ASLAN*1

1 * Öğretmen Mehmet Ali ASLAN Acırlı Atatürk İlköğretim Okulu Midyat/Mardin
 

 


Atasözlerini şöyle tanımlayabiliriz:
“Atalarımızın uzun yaşam deneylerinden sağduyusuyla bulup
çıkardığı yargılarını bilgece düşünce ya da öğüt olarak kurallaştıran,
güzel ve özel söyleyişiyle kalıplaşıp kesinleşen, söyleyeni belli
olmayan özlü sözlere atasözü denir.
Yazılı anlatımda atasözleri birer anlatım gereci olarak kullanılır.
Kimi zaman bir düşünce bir atasözüyle açıklanır, kimi zaman da
atasözü bir açıklama konusu yapılır. Buradan şu yargıya varabiliriz:
Atasözlerimizin hem konuşma hem de yazı dilinde geniş bir kullanımı
vardır.
Atasözleri bize iyiyi, güzeli, doğruyu yapmayı; kötüden, güzel
olmayandan, yanlışlık yapmaktan kaçınmayı öğütler; yol gösterir,
yardımcı olurlar.
Atasözleriyle ilgili bu kısa açıklamadan sonra esas konumuza
geçebiliriz.
Mıhellemîler¹, Mardin, Midyat, Nusaybin, Savur, Ömerli,
Gercüş, Merkez ve civarında yaşayan ama ağırlıklı olarak, Midyat

242
Merkez ve çevresinde bulunan yerleşim birimleri olan Acırlı
(Dêrzbine²), Mercimekli (Hapsınas), Gelinkaya (Kefırhuvar), Söğütlü
(Kındêrîp), Düzoba (Riş), Yolağzı (Dêrındıp), Kayapınar (‘ınkaf³),
Yolbaşı (Kefır‘ılleb), Estel gibi köy ve beldelerde yaşayan, Adnanilere
mensup Ben-î Hilal kabilesindendirler.
Mıhellemîler’in, Midyat Merkez ve çevresinden sonra en yoğun
olarak yaşadıkları başka bir yer ise Kamışlı (Suriye) ve civarıdır.
Mıhellemice Arapçanın bir lehçesi kabul edilir. (Andrews:
1992: 212) Mıhellemîce, Süryanice, Farsça, Osmanlıca, Kürtçe ve
son dönemlerde de Türkçe’den oldukça etkilenmiş, az da olsa bu
dilleri etkilemiştir.
Bu realiteler göz önünde bulundurularak, Mıhellemîlerin
kendilerine ait “darb-ı emsal” veya “eqval”4 dedikleri atasözü,
deyim ve özdeyişler vardır. Ayrıca yine kendilerine ait farklı isimlerle
adlandırılan ninni, mani, tekerleme, bilmece, dilek/dua ve bedduaları
vardır. Araştırma konusu ağırlıklı olarak atasözleri olduğundan
makaledeki payesi de o oranda fazla olacaktır. Sözü edilen diğer sözlü
edebiyat öğelerinden birer, ikişer örnekle iktifa edilecektir.
Mıhellemîlerle ilgili yazılı ve sözlü kaynakların yok denecek
kadar az olması nedeniyle ve bu konuda “bilinen ilk Mıhellemîce
yazılı çalışma” olması hasebiyle, çok zorluklarla karşılaşılmasına
rağmen birebir görüşme yoluyla, azim, gayret, sabır ve sebat sonucu
2000 (ikibin)’in üzerinde atösözü, özdeyiş, deyim, ninni, mani,
tekerleme, bilmece, dilek/dua ve beddua: tarih, kültür ve mazinin
derinliklerinden çıkartılıp, 21. asrın bilim, kültür ve edebiyat
dünyasına kazandırılmıştır. Hemen belirtmeliyim ki bu araştırma
Kamışlı dahil Mıhellemîlerin yaşadığı tüm coğrafyalar gezilerek
toplanıp derlenmiştir.
Buyrun hep birlikte “Mıhellemîlerin sözlü edebiyat” sofrasına
oturup kalbimize, ruhumuza, zihnimize ve diğer hassalarımıza lazım
gelen gıdalardan alıp lezzetlenelim.
Dipnot:
1- Î - Türkçedeki “i”den yarım ses daha uzundur. Şair, dair
gibi kelimelerde olduğu gibi okunur.
Eğitim-Kültür-Edebiyat
243
2- ê - Bu harf “e” ve “ı” arası bir ses verir ve daima uzun
okunur.
3- ‘ - Arapçadaki “ ع” harfine karşılık gelir.
4- Q q - Genizden gelen kalın bir “K” sesi verir, Arapçada “ ق
” harfine karşılık gelir.
Atasözleri:
“Rah ıllıgbir za‘ ıttedbir.” (Büyük gitti,tedbirde gitti) bir
aileyi aile yapan,bir köyü köy,bir ülkeyi ülke yapan onun ileri görüşlü
büyükleridir. Onlar gidince o ileri görüşlülüğü beraberlerinde
götürdülerse tedbir de gitti demektir. Değerli idarecilerimizin
kıymetini bilmek anlamındadır.
“Le heniyıt ıl beled, tikun ħekımu¹ veled.” (İdarecisi çocuk
hevasatlı olan, memleket iflah olmaz.)
“ ‘amar u ‘elle, rah u ĥelle²” (Bina yaptı yükseltti, başkasına
bıraktı gitti.) sadece yapılan iyiliğin insanın yanına ebediyyen kâr
kalacağını vurgulamak için söylenmiş, bir atasözü.
“Zaman ıl evvel, ıt ħevvel” (Eski zaman göç etti gitti.)
Vurgulanmak istenen: Eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlal...
“ıl berd derd, u defe ‘efe” (Soğuk derttir, sıcak afiyettir.)
hastalıkların kış ayında daha çok vuku bulduğunu, yaz ayında ise
azaldığını vurgular.
“Tısaħab ‘el ne‘ce, bışen tırabbî ıl ĥaruf.” (Koyuna iyi bak ki
kuzusu semiz olsun.) Çocuğa iyi bak ki geleceği temiz olsun.
“Lı fiyu aha mo yınsehe” (Kişi alışkanlıklarından vazgeçmez,
huylu huyundan vazgeçmez.)
“Zeyyın ıl ‘ud ti‘ud, fellıtu tika‘ imut” (Bakarsan bağ olur,
bakmazsan dağ olur.)
“ıl ħitan lıhın zen” (Duvarın kulağı vardır.) Konuşurken
ortama dikkkat edilmesi gerektiğini ifade eder.
Makalelerle Mardin
244
“Tasêy karra ıççengır” (Tas bir kez dahi yere düşse ses
çıkarır.) Yani insanın adı bir kez çıktı mı, ona olan güven bir daha geri
gelmez.
“Hey ıl ‘ecin kısir ticır may” (Bu hamur çok su götürür.)
“Ente ğel u tıtlıb şî reĥeys” (Sen çok değerlisin, değersiz bir
şey istiyorsun.) İhtiyaç sahibi biri senden, sende var olan bir şey ister
sen de nezaketen ihtiyaç sahibinin değerli olduğunu hissettirmek için:
Senin gibi değerli biri böyle ucuz birşey ister baş göz üstüne,
anlamında kullanılan veciz bir atasözü.
“Êze ekelte rahıt, u êze ta‘amta feħıt” (Yersen biter,
dağıtırsan tezayüd eder.) İhtiyaç sahiplerine vermeyi teşvik için
söylenmiş güzel bir söz.
Dipnot:
1- ħ - Gırtlaktan çıkan kan “h” sesi, Arapçadaki " ح” sesinin
karşılığıdır.
2- ĥ - İnglizcedeki “kh” Arapçadaki “ خ ” sesine tekabul
eder.
3- v - Arapçada’ki “ و ” veya İngilizce’deki “w” sesine
karşılıktır.
“Meldöğ ıl ħeyyê, ifze‘ mın cırren ıl ħebıl” (Yılan tarafından
sokulan halatı çekmekten korkar.)
“ıl ĥellef me met” (Halef bırakan ölmez: ölmek istemeyen
ölmez bir eser bıraksın.)
“ıl feqir melu refiq, ıl vakı‘ melu sediq” (Fakirin ve düşenin
dostu olmaz.)
“Il veled fêkıt ıl beytvê” (Çocuk evin meyvesidir/neşesidir.)
“Lı lıhu mel, iser ĥel” (Malı olan dayı olur.)
“Lı sereq, rohu hereq” (Çalan kendini yakar.)
“Qaza ħelu, nısi ĥelu” (İşini gördükten sonra dayısını unuttu.)
Eğitim-Kültür-Edebiyat
245
“Eklıl ĥefif, nadif” ( Hafif yemek sıhhattir.)
“Mel ıl ħıkumê, keme melıl yıtemêvê” (Devlet malı yemek,
yetim malı yemek gibidir)
“Lı yıc bele siyeħ, yık‘ed bele bısat” (Davetsiz gelen yersiz
kalır.)
“Sendöq, eyş fî, fı vıstık medböq” (Kapalı sandığın içinde ne
olduğunu kimse bilmediği gibi; insanın içinde de ne olduğu bilinmez.)
“ıl ehıl bı ehlu, vıl ğerip ‘ele mehlu” (Yakınlarımızın
kıymetini bilmek gerek, canlarımız yakın akrabalarımız, yakın
dostlarımız diğer insanlardan farklı olarak özel bir ilgiyi gerektirirler.)
“Ĥat ıl e‘vec mın savr ıllıgbirvê” (Eğri hat büyük öküzündür.)
Balık baştan kokar, atasözüyle eş anlamlıdır.
“Iştığıl bı qırş, u ıhsıb ıl battal” (Bir kuruşa çalış, işsizi kıyas
et.) Bir kuruşluk işte çalış bunu küçümseme, daha iyisini buluncaya
kadar kendini işsizle, bir kuruş kazanmayanla kıyas et kârda olduğunu
göreceksin.
“Lı mo yekıl basal, mo yekıl ‘esel” (Soğan yemeyen, bal da
yiyemez.) Her nimetin bir külfeti olacaktır. Gününde soğan yemeyen
bal da yiyemeyecektir. Emek sarf edilmeden elde edilen nimetlerin
değeri takdir edilmezse eninde sonunda elden çıkacaktır.
“Irreĥês ğel, u ıl ğel reĥês” (Pahalı ucuz, ucuz pahalı olur.)
Atasözü kalite ve sağlamlığın önemini vurgular.
“ ‘ız ıl kelb, lıĥatır saħıbu” (Sahibi hatırına ite ikram et.)
Şahsınıza yapılan yanlışlıklar için eman dileyen büyükler
kırılmamalıdır. Evinize gelen değerli insanların hatırına beraberinde
gelen, sevmediğiniz insanlara tahammül edilmelidir. Hatta eşinizin
yakınlarından gelebilecek olumsuzluklara yine eşinizin hatırı için
tahammül edilmelidir, gibi anlamlara gelmektedir.
“Yevm bı yevm, urrızq ‘el Allah” (Gün be gün geçin, rızık
Allah’tandır.) Umudunu kaybedenin kaybedecek bir şeyi kalmamıştır.
Mütevekkil bir anlayıştır. Fakat tembelliği değil, çabalarsa her zaman
bir çıkış yolu bulabileceğini gösterir.
Makalelerle Mardin
246
“Lî rabbî cemel ti ‘ellî beb daru” (Deve yetiştiren avlu
kapısını yüksek tutmalıdır.) Bir işe karar veren onun icaplarını yerine
getirmelidir.
“Qalbi ‘ele veledi, u qalb veledi ‘el ħacar” (Ebeveynin çocuk
yetiştirmede, büyütmede, korumada ihtimamlı, sevecen ve fedakar
olmalarına karşın evladın ebeveyne aynı duygu ve fedakarlıkta
bulunmadığını dile getirir.)
“ıl nısêl me qıddemu ‘eqebê” (Dilin önünde engel yoktur)
Yani dilde kemik olmadığından ve önünde engel bulunmadığından dil
iyiyi de, kötüyü de herşeyi söyleyebilir.
“Mel ıl ĥesis, îroħ fatis” (Cimrinin malı pisipisine gider)
“Kıttayr fı rabyıtu îsêħ” (Her keklik kendi dağında öter)
“ıl kesel moyta‘ım ‘esel” (Tembellik bal yedirmez)
“ıl puz mo yınqıtı‘ mıl vıc” (Burun yüzden ayrılmaz) Et
tırnaktan ayrılmaz anlamındadır.
“lı yıstıħî, yınmıħî” (Bu zamanda girişken olmayıp pasif kalan
imha olur, silinir)
“Sıd ıl beb bıttaħa u nem bırraħa” (Kapıyı emniyetli kapat,
sabaha kadar rahat yat)
“Tâmora mo tıbqa matmora” (Gizlenen şey, hiç bir zaman
daima, gizli kalmaz)
“ıl verdê ıtĥellıf şevkê, uşşevkê ıtĥellıf verdê” (Gülden diken,
dikenden gül olur.) Herşey durağan devam etmez, iyiden kötü,
kötüden iyi doğabilir.
“Kun sediq me‘ Rabbık, ul e‘vec tiqeffi ‘emelu” (Sen Allah’a
karşı dürüst ol, üzerine düşeni yap, kötü kişiye gelince: O ettiğini
bulacaktır.)
Özdeyişler:
“ıl bınt keme ıl ziyarayê” (Kız kısmı ziyaret gibidir: Çok gelip
gideni, isteyeni olur, ayrıca kutsal ziyarete benzetilir. Bundan dolayı
Eğitim-Kültür-Edebiyat
247
aleyhlerinde konuşup iftira atma, mutlaka çarpılır/belanı bulursun,
anlamına da gelir.) Latife Aslan
“ıl menfe‘e li ħıtta fı mıĥĥu ıdzağırru, li ħıtta teħt sequ
tıgabırru” (Menfaati kafasında taşıyan alçalır, menfaati ayağının
altına alan yükselir) Mehmet Savaş
Mın şeq, verdê, tıkfe” (Bir daldan bir gül yeter.) Bir evden bir
gelin almak yeter anlamında kullanıldığı gibi, kanaatkar olunması
gerektiğini de vurgular. Celile Aslan
“Î lı ‘arafna roħna, qazayna ‘ımırna” (Kendimizi tanıyana
kadar, ömrümüz geçti bitti) Yani neyin ne olduğunu öğrenene kadar
hayat sermayemiz tükendi. Fatma Soysal
Deyim:
“Vır ıccarra dengıre lı barra” (Hem “boşver” hem de “bir
kulaktan girer ötekinden çıkar” anlamında kullanılır.)
“Eyş şığıl ısse‘leb fıssöq” (Tilkinin çarşıda ne işi var?) Yani
onu hemen avlayı verirler.
Ninni:
Esêr qurban hey ıl ħılu Tatlı çocuğuma kurban
olayım
Cibu qemisu teĥsılu Getir giysisini yıkıyayım
Teĥsılu fıl hıncanê Kaynak suda yıkıyayım
Tanşıru ‘el lımmemê Giysisini dal üzerine sereyim
ıl lımmemê tıtlımmu Toplayıp ayvaya vereyim
ıl sıfercelê tıtşımmu Ayva onu koklasın
Tıtı‘tiyu lı ımmu Annesine uzatsın
Mani:
Pışê pışê nav Pisi pisi nav
Makalelerle Mardin
248
Qumi ‘ılıqî ızzav Kalk ışığı yak
Ce leyki ħebibkî Sevgilin sana geldi
Qumi keħli ‘eyneyki Kalk gözlerine sürme çek
Tekerleme:
Insey mışeveşê sıfqu sefiqe Çorbayı zevk-u sefayla
yapıyoruz
U me‘leqe qıttê ‘emiqe Kısa ve derin kaşığı
getiriyoruz
U baselê ħamra ħeziqe Sert ve Kırmızı soğanı da
hazırlıyoruz
U ınsemmî nıngıbıs fı ziqe Besmele çekip sofraya
dalıyoruz
Bilmece:
“Meymıti fı carra şehfıte lı barra” : Basal (Ninem fıçıda,
saçı dışarıda) : Soğan
“Mağara fı vısta merş, ħevlete kıllü ferş” : Sım, nısêl, dıras
(Mağara içinde var bir kilim, etrafında taşlar dilim dilim.): Ağız dil ve
dişler
“Luvveşê teht ıl tırraşê” : Futra (Yuvarlağımsı şekildedir,
ağaçların dibindedir.): Mantar
Beddua:
“Allah le yıĥelliluyê” (Allah kötülüğünü cezasız bırakmasın)
“Maqsufıl ‘ımır, medfun ıccen” (Ömründen ve canından ol)
Dua:
“Allah yıstırna mın belevet ıddınyê” (Allah bizi dünya
belalarından korusun)
“Allah yıveffıqık, u yıtavvıl ‘ımrık” (Allah seni muvaffak
kılıp uzun ömürler versin)
Eğitim-Kültür-Edebiyat
249
Kaynakça:*
1- Atasözleri sözlüğü, Ömer Asım Aksoy, TDK-Ankara
2- Atasözleri ve özdeyişleri, Salih Sarıca, Fil Yayınevi 1996 İstanbul
3- Büyük Türkçe-Kürtçe sözlük, Zana Farkini, Mat Ajans İstanbul
4- Eğitim Bilimleri sözlüğü, Remzi Öncül, M.E.B. 2000 İstanbul
5- El-Muhallamia- İsmail Hüseyin, Darul Melleh 2004 Şam
6- Farsça-Türkçe Lugat, Ziya Şükün, M.E.B. 1996 İstanbul
7- İslam ansiklopedisi, A.Adıvar, Maarif basımevi 1955 İstanbul
8- Kuran-ı Kerim ve Kelime Meali, Rayiha Yayınları 2005 Ankara
9- Mardin il yıllığı, 1987 Mardin
10- Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik büyük lügat – Türdav 1999
İstanbul
11- Osmanlıca-Türkçe lügat, Yeni Asya neşriyat 2001 İstanbul
12-Süryanice-Türkçe Sözlük, Simon Atto, Enschede 1990 Hollanda
13-Türkçe -Arapça lügat, Mevlüt Sarı, Gonca Yayınevi 1991 İstanbul
14- Türkçe-Farsça ortak kelimeler sözlüğü, A.DilberiPur 1995 Ankara
15- Türkçe-İngilizce-Farsça Sözlük, G.Golkarıan, Nobel, 1991 Tebriz
16- Türkçe sözlük, TDK, 7. baskı Ankara
17- Ayrıca birebir görüşmeler, “özel notlar” pekçok dergi, makale,
gazete ve ansiklopedilerden yararlanılmıştır.

 

 

 


Free Web Hosting