ÇOKKÜLTÜRLÜLÜK, ETNİSİTE
VE DİL: MİDYAT ARAŞTIRMASI
ÖRNEĞİ
İhsan ÇETİN*1
Giriş
Bu bildiride 2005 yılında Midyat’ta yaşayan etnik gruplar
arası
sosyal, ekonomik ve kültürel ilişki düzeyleri ile kentsel
tutumların
incelendiği ve Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Sosyoloji
Anabilim dalına sunulan yüksek lisans tezinde, Midyat
ilçesinde dilin
kullanımına ilişkin elde edilen bulgular, özellikle son
yıllarda Midyat
ve Mardin açısından vurgulanmaya başlanan çok kültürlülük ve
etnisite bağlamında ele alınmaya çalışılmıştır.
Çokkültürlülükten
bağımsız düşünülemeyen etnisite ise bu konuda yer alan
kuramlar
içinden post yapısalcı ekolun vurguladığı dil açısından
sorgulanmıştır.
Bunun yanında çokkültürlülüğün dil çeşitliliği açısından
sağladığı
avantajlara dikkat çekilmiş ve bu konuda araştırmada elde
edilen
sonuçlar analiz edilmiştir. Son olarak, bu tür sonuç ve
analizlerin,
sosyal yapı açısından özellikle etnisite ve çokkültürlülük
bağlamında
birçok benzerliklere sahip Mardin için de yorumlanabileceği
belirtilmiştir.
* Dr. İhsan ÇETİN Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Sosyoloji Ana
Bilim Dalı1
Makalelerle Mardin
264
Anahtar sözcükler: Etnisite, Etnik Gruplar, Çokkültürlülük,
Dil, Midyat
Çokkültürlülük, Etnisite ve Dil
Eski tarihlerle karşılaştırıldığında, Mardin ve Midyat
üzerine
günümüzde yapılan tanım ve açıklamalarda sık sık bu iki
şehrin
çokkültürlü yapılarının vurgulandığı ve özellikle bu
özelliklerinin ön
plana çıkarıldığı dikkat çekmektedir. Bu tür bir
değerlendirmenin
doğru olup olmadığı veya sosyal yapının aslında
“çokkültürlülükten”
öte “çoketnikliğe” veya “çoklu toplum” (plural society)2
anlayışına
denk düştüğü tartışması, bu yazının kapsamını aşan ayrı bir
sorgulamayı içeren bir konudur. İster çokkültürlü densin
ister çoketnili
veya çoklu toplum densin, her üç durumda da etnisite kilit
kavramı
oluşturmaktadır. Postmodern söylem içinde desteklenen
çokkültürlülük, etnik grupları bir bakıma, bir bahçe olarak
dünyanın,
farklı renklere sahip çiçekleri olarak sunmaktadır.
Nihayetinde
postmodernizme göre çeşitlilik güzeldir. Buna göre,
çokkültürlülükten
bahsedilebilinmesi için etnisite olgusunun göz önünde
bulundurulması
şarttır. Bu bağlamda, içlerinde Süryaniler, Yezidiler,
Müslüman olan
Kürtler, Mıhalmiler3 (Araplar) ve Becırmaniler gibi farklı
etnik
grupları barındıran ve bundan dolayı çokkültürlülükle
ilişkilendirilen
Mardin ve Midyat hakkında etnisite kuramlarından4
postyapısalcı ekol
açısından bir değerlendirmenin yapılması mümkündür. “Post
yapısalcı
ekol, dil dışında, ne gerçek, ne özne, ne kimlik ne de
etniklik
olabileceğini düşünür. Kimlik, toplumsal cinsiyet, ırk,
etnisite tümü
evrensel gerçekler değil, toplumsal gelenek, görenek ve
alışkanlarla,
dilde, gerçeğin yerine geçen tanımlardır. Bu anlayışa göre o
halde,
etniklik dönemsel olarak, bir süre için sabitlenip
mutlakmışçasına
kabul görüyor. (Somersan, 2004:30)
Bilindiği gibi “dil”e yapılan bu vurgu sadece etnisite
bağlamında değil, kültür kuramları açısından da olmaktadır.
Çünkü dil
2 Gnş bkz. M.G. Smith, Plural Society, (art), Hutchinson, J,
and Smith, A. D.,
(edt), Ethnicity, Oxford University Press, Oxford, 1996.
3 Arapça dilinin genel bir imgesine karşılık Mıhalmice daha
sınırlı ve spesifik
bir nitelik taşımaktadır. Bkz. Çetin İhsan, Kent Kültürü
Zenginliğinde Etnik
Farklılıklar: Midyat Örneği. Ege Ünv. Sosyal Bilimler Enst.
İzmir, 2005
4 Etnisitenin diğer kuramları ile ilgili geniş bilgi için
bkz. Somersan, Semra,
Sosyal Bilimlerde Etnisite ve Irk, İstanbul Bilgi Ünv.
Yayınları.
Eğitim-Kültür-Edebiyat
265
kültürel mirasın kuşaklar boyunca aktarımını sağlayan, onu
yaşatan en
önemli araçtır. Bu anlamda sosyo-kültürel işlev açısından
vazgeçilmez
bir öğedir. Hatta bu anlamda dil bir iletişim aracı olmanın
yanında,
kültürün aynasıdır. “Diller, pek çok açıdan bir toplumun
kültürünü
yansıtır. Antropologların başka toplumları incelerken yerel
dili
öğrenmenin önemine dikkat çekmelerinin nedeni budur.”
(Marshall,
1999:154)
“19. yüzyıl ortalarında romantik akım, esas olarak dil
temelinde
ifade edilen kültürel çeşitliliğin değerli olduğu ve
korunması gerektiği
fikrini getirmişti. Büyük ulus-devletlerde varlıklarını
sürdürmeye
çabalayan küçük grupları korumayı amaçlayan kültürel akımlar
ortaya
çıkmıştı. Bu konuda günümüzden birkaç rakam verecek olursak;
Birleşmiş Milletler kaynaklarında, dünyada halen 5000
civarında etnik
grup, 6000 kadar da dil kaldığı belirtiliyor. Birkaç yıl
öncesinde
tahminleri ise daha yüksekti: 6–7 bin etnik grup, 8–10 bin
de dil
deniyordu… Bugün Avrupa Birliği içinde İngilizce, Fransızca,
Almanca, İtalyanca, İspanyolca gibi dillerin dışında 42
azınlık dili
olduğu, Birlik sınırları içinde 14 milyon kişinin ise tek
lisan
konuştuğu istatistiklerde belirtiliyor. Ayrıca, kaybolmakta
olan dilleri
canlandırmak üzere “Az Kullanılan Diller Avrupa Bürosu” 5
açılmıştır.
Bu büro yılda üç kere Contact isimli bir bülten
çıkarmaktadır.” (bkz,
Somersan, 2004:2-30) Özetle dil ister post yapısalcı görüş
açısından,
ister bundan bağımsız bir şekilde değerlendirilsin, her
halükarda
toplum açısından başat bir öğeyi oluşturmaktadır.
Midyat Araştırmasında Dilin Kullanımına İlişkin Bulgular
Midyat’ta bulunan etnik gruplar arası sosyal, ekonomik ve
kültürel ilişki düzeyi ile kentsel tutumların incelendiği ve
2005 yılında
Ege Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsüne sunulan yüksek
lisans
tez araştırmamızda, her etnik gruptan 123’ü erkek, 39’u ise
kadın
olmak üzere toplam 162 bireyle görüşülmüş ve dile ilişkin şu
sonuçlara ulaşılmıştır.
5 Geniş bilgi için bkz. www.eblul.org
Makalelerle Mardin
266
Midyat’ta yaşayan bireylerin büyük bir çoğunluğu mensup
oldukları etnik gruba ait dili, ana dilleri olarak ifade
etmişlerdir.
Örneğin; Mıhalmiler ile Kürtlerin %93’ü sırasıyla Arapça ve
Kürtçeyi,
Süryanilerin ise tümü Süryaniceyi ana dilleri olarak
belirtmişlerdir.
Gündelik yaşamda ana dilin kullanım oranına bakıldığında
ise,
Midyat halkının %26.5’i “daima”, %45.1’i “sık sık”, %21’i
“bazen”
ve %7.4’ü ise “nadiren” kullandığı ortaya çıkmıştır. Ana dil
kullanımında %21’lik “bazen” ve %7.4’lük “nadiren”
sonuçlarının iki
ana sebebinin olduğu iddia edilebilir. Bunlardan birincisi,
Türkçe
dilinin gündelik yaşamda, etnik gruplar arasında ortak
iletişim dili
olarak eski dönemlere kıyasla kullanımının bir hayli artmış
olmasıdır.
Bu durum, bölgedeki okullaşma oranına bağlı olarak, yetişen
son
kuşakların, Türkçeyi konuşabilmeleriyle yakından
bağlantılıdır.
Nitekim aşağıda da değinileceği üzere, Midyat’ta yaşayan
ailelerin
%46,8’i çocuklarıyla kurdukları iletişimde “Türkçe” dilini
tercih
etmektedir. İkinci sebep ise, içinde yaşanılan çevrenin
konuştuğu dil
sebebiyle, kişilerin ana dillerini daha az sıklıkta
kullanmak zorunda
olmalarıdır. Örneğin, Mıhalmi etnik kökenli bir kişi, şayet
Midyat
kesiminin herhangi bir mahallesinde yaşıyorsa, doğal olarak
ana dili
olan Arapçayı (Mıhalmice demek daha doğru), Estel’de yaşayan
bir
Mıhalmiye göre daha az sıklıkta kullanacaktır. Çünkü
çevrenin sahip
olduğu baskın dil, diğer dillerin kullanım alanları üzerinde
kısıtlayıcı
bir etkide bulunabilmektedir.
Yine buna paralel bir başka bulguda, Midyat halkının ana
dilin
kullanımı konusunda gösterdiği hassasiyete ilişkindir.
Araştırmaya
katılan bireylerin yarısı gündelik yaşamda kullandıkları
dile “pek
dikkat etmem” dedikleri, buna karşılık %45’inin ise
“özellikle ana
dilimi kullanırım” yanıtını verdiği kaydedilmiştir. Dil
seçiminde
dikkat etmediğini ifade eden katılımcıların tümüne yakını
buna
gerekçe olarak “kişi ve ortama göre değişir” yanıtını
vermiştir. İfade
edilen bu yargı, aynı zamanda kişilerin çokkültürlü bir
ortamda diğer
etnik gruptan olan bireylere yaklaşımları konusunda önemli
bir ipucu
vermektedir. Açıklanacak olursa, kişiler sosyal
ilişkilerinde
iletişimlerinde ana dilleri konusunda herhangi bir taassup
içinde
bulunmayıp, diğer kişi ve ortamlara göre diğer etnik
gruplara ait olan
dil veya dilleri tercih edebilmektedirler. Bir başka
değişle, farklı etnik
gruplardan olan kişiler arasında kurulacak bir iletişimde,
konuşulacak
dilin seçimi kişiler tarafından genelde karşı tarafa
bırakılır veya
Eğitim-Kültür-Edebiyat
267
kişinin diğer dili konuşabilme derecesine göre hareket
edilir. Bu aynı
zamanda, yukarıda kısaca bir sorunsal alan olarak
kendisinden
bahsedilen; Midyat’ın çokkültürlülüğe uyan sosyal bir yapıya
sahip
olduğu konusunda destekleyici bir veri sağlamaktadır.
Çocuklarla kurulan iletişime göre dil tercihlerine
bakıldığında
ailelerin %43’ünün Türkçe dilini tercih ettiği görülmüştür.
Etnik
gruplar açısından bakıldığında ise, çocuklarla iletişimde;
Kürtlerin
%30’u, Mıhalmilerin ise %67.1’i Türkçe, dilini tercih
etmektedir.
Oranın Mıhalmiler’de yarıdan fazla olması, bu halkın sosyal
ve
kültürel anlamda değişmekte olduğu bilgisini desteklemekle
birlikte,
öte yandan Mıhalmiler’in ana dili olan Arapçanın gelecek
dönemlerde
son kuşakların yetişmesiyle birlikte kullanımının azalacağı
yönünde
önemli bir bilgi vermektedir. Diğer taraftan, bu konuda
Süryani
ailelere bakıldığında eksiksiz olarak tümünün çocuklarıyla
kurdukları
iletişimde Süryanice dilini tercih ettiği anlaşılmıştır. Bu
sonuçla
birlikte %81’lik oranla gündelik yaşamda, “özellikle ana
dilimi
kullanmaya çalışırım” beyanında bulunan Süryanilerin dil
konusunda
sahip oldukları bu tutum, hiç şüphe yok ki, azalan nüfusla
birlikte
kültürel mirasın korunması için geliştirilen bir savunma
mekanizmasından bağımsız düşünülemez. Mıhalmiler’in
çocuklarıyla
ana dillerini kullanım oranı %30, Kürtler’in ise %60
şeklindedir. Son
olarak, Mıhalmiler’in %3’ü çocuklarıyla Kürtçe, Kürtlerin
ise %9’u
çocuklarıyla Arapça diliyle konuşmaktadır. Bu iki halk
arasında
çapraz dil kullanımının en önemli sebepleri, ailelerin
içinde
bulundukları çevre ile ebeveynlerden herhangi birisinin
diğer bir etnik
grup kökenli olmasıdır.
Çocuklarıyla Türkçe konuşan ailelerin %56.6’sı bunu
“çocuğunun okulda zorluk yaşamaması için”, %22.6’sı
“Türkçeyi
daha iyi konuşabilmesi için” yaptığını, %11’i ise bunun
“okul ve
çevreden dolayı kaçınılmaz bir sonuç” olduğunu belirtmiştir.
Çocuklarıyla iletişimde ana dillerini kullanan ailelerin ise
%49’u bunu
“ana dilimiz olduğu için”, %38’i ise “ana dilimizin
yaşatılması için”
şeklinde gerekçelendirmiştir. Bunun yanında veriler eğitim
seviyesi
açısından değerlendirildiğinde, Türkçe dilinin %32,3’lük
oranla en
fazla, yüksek okul/fakülte mezunu yetişkinler tarafından
tercih edildiği
görülmektedir.
Makalelerle Mardin
268
Bu sonuçların ışığında, çocuklarla kurulan iletişime göre üç
tür
aile sınıflaması yapmak mümkündür:
Birincisi; korunması amacıyla ana dilin fertler arasında
bilinçli
şekilde konuşulduğu aile türüdür. Yukarıda da belirtildiği
gibi bu tip
aileyi %100’lük oranla en iyi Süryani aileleri
örneklemektedir. Bu
sonuç, bir bakıma Süryaniler açısından azalan nüfus
sonucunda, doğal
olarak kültürel mirasın korunma çabasının bir yansıması
olarak
yorumlanabilir.
İkincisi; kültürel değişim ve modernleşmeye açık aile
türüdür.
Bu tür ailelerin, bahsedilen bu özelliklere sahip
olduklarının en iyi
göstergesi, çocuklarıyla Türkçe konuşmalarıdır. Bu tür
ailelerin en iyi
temsil edildiği etnik grup %67.1’lik oranla Mıhalmilerdir.
Üçüncü tür aile ise, değişime nispeten kapalı geleneksel
ailedir.
Her ikisi de çocuklarıyla kendi ana dilleriyle iletişim
kurmalarına
rağmen, üçüncü tür aileleri birinci tür ailelerden ayıran en
önemli
özellik, ana dilin, bu tür ailelerde yaşatılması bilinciyle
değil, daha
çok uzun tarihsel süreç neticesinde gelenek olduğu üzere
konuşuluyor
olmasıdır. Açık uçlu soruya “Ana dilimiz olduğu için”
şeklinde
verilen yanıtlardan da rahatça anlaşılacağı üzere, bu tür
ailelerde
ebeveynler arasında çocuklarla ana dil dışında başka bir dil
ile
konuşmanın tercih edilmesi, söz konusu bile edilmemiştir.
Bu,
özellikle görüşmeler sırasında karşılaşılan birtakım doğal
tepkiler
sebebiyle ileri sürebilmektedir. Çocuklarla kurulan
iletişime göre
tercih edilen ana dil bakımından %36’lık oranlarıyla
Kürtler, bu tür
aileleri yakın şekilde temsil etmektedir.
Son olarak, Midyat’ta yaşayan bireylerin sahip oldukları
yabancı dil ortalamasına bakıldığında, çokkültürlülüğün açık
bir
faydası göze çarpmaktadır. Bu konuda araştırmada elde edilen
sonuca
göre, Midyat halkının dil ortalaması 2,8’dir. Midyat’ta
yaşayan her bir
bireyin bildiği ortalama dil sayısını gösteren bu rakam,
elbette
Midyat’ın çokkültürlü sosyal yapısından bağımsız değildir.
Midyat
açısından ifade edilecek olursa, şehir sahip olduğu
kozmopolit
özelliğiyle, sakinlerine birden fazla dili konuşabilmeleri
imkânını
sunmaktadır. Bu anlamda elde edilen bir başka önemli bulgu,
Midyat
halkının ilçede birden fazla etnik grubun bir arada
bulunması
konusunda takındığı olumlu tutumla ilgilidir. Buna göre,
halkın
%82’si Midyat’ta birden fazla etnik grubun bulunmasını
“kültürel bir
Eğitim-Kültür-Edebiyat
269
zenginlik” olarak yorumlamaktadır. Yine bu sonuç, sosyal
yapının
çokkültürlülüğe yakın olduğu bilgisini desteklemektedir.
Sonuç
Yazının başında da belirtildiği gibi, Midyat açısından elde
edilen bu rakamların özellikle etnik çeşitlilik bakımından
büyük
benzerlikler gösteren Mardin açısından da yorumlanması
pekâlâ
mümkündür. Olumlu bir nitelik olarak özellikle günümüzde
vurgulanmaya başlanan çokkültürlülük etnisiteyle anlamını
kazanmaktadır. Post yapısalcı kuram açısından ele alınan
etnisitede
görülüyor ki, dil temel bir öneme sahiptir. Bu sebeple,
çokkültürlülüğün gerçek anlamda sağlanabilmesi aynı zamanda
dilsel
çeşitliliğin korunması ve desteklenmesiyle ilişkilidir. Bir
başka
değişle, etnik gruplar arası çapraz dil kullanımının teşvik
edilmesi,
hem sosyal hem de kültürel yapı açıdan büyük bir önem
taşımaktadır.
Makalelerle Mardin
270
Kaynaklar:
Çetin, İhsan, Kent Kültürü Zenginliğinde Etnik Farklılıklar:
Midyat Örneği, (Yüksek Lisans Tezi), Ege Ünv. Sosyal Bil.
Enst.,
Sosyoloji Anabilim Dalı, İzmir, 2005
Hutchinson, J. & Smith, D. Anthony, Ethnicity, Oxford
University Press, Oxford, 1996
Marshall, Gordon, Sosyoloji Sözlüğü, Bilim ve Sanat
Yayınları,
Ankara, 1999
Somersan, Semra, Sosyal Bilimlerde Etnisite ve Irk, İstanbul
Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2004
Yalçın, Cemal, Çokkültürcülük Bağlamında Türkiye’den Batı
Avrupa Ülkelerine Göç, (mak), Cumhuriyet Ünv. Sosyal
Bilimler
Dergisi, Cilt:26, No:1, Mayıs, 2002